Bayan Voleybol takımımız Avrupa şampiyonu.Voleybol herkez tarafından sevilen takip edilen bir spor.Özellikle milli maçlar daha da fazla izleniyor, kazandıkça tabi ki. Bayan milli takımımız da bu yıl bizlere uzun bir maç ve galibiyet serisi izletti, Gönülden kutlarım, çok mutlu ettiler bizleri.Şampiyonanın finali ayrı bir detaya sahne oldu adeta. Guidetti ve Santarelli finaline.Bu şampiyonadan önceki Baş“AVRUPA ŞAMPİYONU BAYAN VOLEYBOL TAKIMIMIZ” yazısının devamını oku
Kategori arşivleri: Genel
HAYAT VEREN ORMANLARIMIZ
Ormanlarımız ve yeşil alanlarımız bizlere sürekli nefes üfleyen, hayat veren varlıklarımız, Honaz dağı milli parkı da bu güzelliklerimizden bi yer. Denizli ye her gelişimde kendimi hemen bu güzelliğin içine atmak isterim. Sessizliği, huzuru ve temiz havayı içime çekmek, çam kokuları içerisinde yürümek, şırıl şırıl akan çeşmelerden şu içmek en büyük mutluluk bana.Birden gözümün önüne yanıp“HAYAT VEREN ORMANLARIMIZ” yazısının devamını oku
SALYANGOZ
Salyangoz İslâm ülkelerinden Fas ve Cezayir’de sevilerek tüketilen bir yemektir. Ayrıca birçok Hint Okyanusuna kıyısı olan İslam ülkelerinde de yenir. Kuşadası’nda özellikle Davutlar ve Güzelçamlı civarında ahalinin çoğu Giritli muhacirlerdir. Giritli müslümanların (Girit Türkleri) mutfağında saygın bir yeri vardır ve Hohlos derler. Giritteki giritli imam ve kadı efendi de yerdi. Tüm Giritliler yerdi. Bektaşisi mevlevisi,“SALYANGOZ” yazısının devamını oku
ER MUSA HİKAYESİ
ER MUSA HİKAYESİ Eski Türkiye’den bir olay, gerçek bir olay.Er Musa’nın hikayesi. O dönemin (başında Atatürk’ün olduğunu söylememize gerek yok) Türk devleti, Er Musa için İngiltere ile savaşı göze almış…Hiç oy hesabı yok, hiç anket yok…Hiç siyasi kaygı yok…Şahsi çıkarlar için yurttaşını çakalların önüne atmak yok…Ama başka şeyler var…İrade var…Onur var…Ülke sevgisi var…Kararlılık var…Millet sevgisi“ER MUSA HİKAYESİ” yazısının devamını oku
BEKLEMEK
BEKLEMEKToprağın yağmuru beklediği gibiKurumuş,toz olmuş bekliyorsunKışın baharı beklediği gibiUmutların buz olmuş bekliyorsunGecenin sabahı beklediği gibiGözün duvardaki saatte bekliyorsunKaranlığın aydınlığı beklediği gibiŞafak söksün diye bekliyorsunYavruların anasını beklediği gibiSevdiğine kavuşmak için bekliyorsunSınava girecek öğrencinin beklediği gibiFırsatları kaçırmamak için bekliyorsunDurakta bekleyen yolcu gibiKapalı kapılar açılsın diye bekliyorsunHayat treni geçip gitmedenVagonlar dan birisine binmek için bekliyorsunVe sen biliyorsun ki“BEKLEMEK” yazısının devamını oku
KURBAN, KURBİYETTİR
KURBAN, KURBİYETTİRKurbiyet yakınlık, yaklaşma anlamındadır. Kurban bayramında fıkıha göre kesilmesi uygun görülen hayvanların Allah için kurban edilmesidir. Dinimize göre vacip, ya da sünnet kabul edilen bu ibadetin özü, senede bir defa da olsa zengin olanların, kurban satın alıp kesebilecek kadar mal varlığı olanların yerine getirdiği bir ibadettir. Kurban kesmek ile Yaradana bir kurbiyet, yakınlık hisseder“KURBAN, KURBİYETTİR” yazısının devamını oku
HOMO SAPİENS
Köy yerinde ikindi vakti oldu.Çıt yok.Herkes susmuş, sessizlik konuşuyor.Zaman durdu sanki. Birden bir damlama sesi.“Şıp…Şıp!.”Alt mahalledeki çeşmenin musluğu bu.Tamir edilmeli. O arada yan arsaya bir karga kondu.Tedirgin ama ürkek değil. “Gakk!” “Gakk” dedi… Biraz etrafı kolaçan etti.Sağa sola baktı, yere pisledi. Sonra kanatlandı, gitti. Gece bir domuz girdi o arsaya. Karganın pislediği yeri eşeledi. Domuz“HOMO SAPİENS” yazısının devamını oku
HERKES YOLCUDUR BU HAYATTA
Aslında sahip olduğun ya da olmaya çalıştığınHiç bir şey senin değilSahibi olduğunu sandığın şeyleriBir gün bırakmak zorundasınAnneni, babanı, eşini, dostunuMalını, ünvanını, bedeniniHatta ADINI bileÖyleyseBu sahip olma tutkusu,Bu öfke,Bu kavga, bu patırtıBu itiş, kakışBu nefret neden? Unutma…!Dünya yalnızca bir duraktırDurakta karşılaştığın herkesBir YOLCUDURKendi yolunun yolcusuOtobüsü gelen yoluna devam eder.. Otobüsümüz gelmeden sarılalımBu durakta olmanınBirbirimizi tanımanın tadını“HERKES YOLCUDUR BU HAYATTA” yazısının devamını oku
ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABI
Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi Ey Türk Gençliği ! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde“ATATÜRK’ÜN GENÇLİĞE HİTABI” yazısının devamını oku
40 PARALIK ADAMLAR
40 PARALIK ADAMLAR Eylem yapan, hakkını arayan öğrencinin genel adıydı bu.“40 paralık adamlar”Peki, neden 10, 20, 30 değil de, 40 paralık adamdı öğrenciler?. Tarih; Teşrinisani 1924’tü.Yani 1924 yılının Kasım ayı.Bundan tam 99 yıl önce.İstanbul’da tramvay şehir ulaşımı Konstantinopol isimli bir Belçika şirketine aitti.Cumhuriyet kurulduktan sonra yabancı şirketlerle masaya oturulmuş ve sözleşmeye bazı şartlar konmuştu.Bu şartlardan“40 PARALIK ADAMLAR” yazısının devamını oku
EVLADI FATİHAN
EVLADI FATİHAN Aşağıda paylaşacağım değerlendirme 1957 yılında ailesi ile Türkiye ye Ohri den göç eden, eğitimini Ankara da tamamlayıp Devlet Opera ve Balesinde uzun yıllar Opera Solist Sanatçısı olarak görev yapan, emekli olduktan sonra atandığı Makedonya da Kültür Ateşeliği sırasında, Atatürk’ün eğitim gördüğü Manastır Askeri İdadisi binasının restorasyonunu sağlayan değerli bir Atatürkçü Şakir İlyasoğulları’ na“EVLADI FATİHAN” yazısının devamını oku
BALKAN’LARDAN GÖÇ EDENLER TÜRK’MÜDÜR!!! MERAK EDENLER ÖĞRENSİN DİYE!!!
BALKAN’LARDAN GÖÇ EDENLER TÜRK’MÜDÜR!!! MERAK EDENLER ÖĞRENSİN DİYE!!! Karamanoğlu Beyliği Yörük Türkleridir. Moğollar 1222 yılında Orta Asya da Özbekistan ve Türkmenistan’ı işgal etmişti. Anadoluda ise o zaman Büyük Selçuklu Devleti bulunuyordu. Oğuzların avşar boyuna ait olan Karamanoğlu Beyliği 1228 yılında Moğol baskısından dolayı Anadoluya göç etmişler. Karamanoğlu Beyi Hacı Bektaşi Veli’nin müritlerindendir. Nuri sufi dir.anadoluya“BALKAN’LARDAN GÖÇ EDENLER TÜRK’MÜDÜR!!! MERAK EDENLER ÖĞRENSİN DİYE!!!” yazısının devamını oku
GAMZEDEYİM DEVA BULMAM
GAMZEDEYİM DEVA BULMAM Tüm şarkıların bir hikayesi vardır. “Gamzede’yim Deva Bulmam” şarkısı da bu tür şarkılardan biridir. Hemen belirtelim, Gam-zede, üzüntü sebebiyle kötü duruma düşmüş anlamındadır. Hikayenin kahramanı Kemani Tatyos Efendi’nin kendi cemaatinden çocukluk aşkı bir sevdiği varmış. Aile o tarihlerde Erivan’a göç ettiğinden evlenememişler. Aradan uzun seneler geçmiş Tatyos efendi evlenmiş çocukları olmuş ancak“GAMZEDEYİM DEVA BULMAM” yazısının devamını oku
HAYAT DEDİĞİN
Ünlü işadamı Üzeyir Garih bir seminerinde;“HAYAT, havaya attığımız 5 topla oynanan bir oyundur. Bu toplardan sadece bir tanesi lastiktir, diğer toplar ise camdandır.Bu toplar; 1-işimizi,2-ailemizi,3-sağlığımızı,4-dostlarımızı ve 5-benliğimizi temsil etmektedir.Bu 5 top içinde bir tek İŞİMİZ lastik toptur.Onu düşürürsek zıplatabiliriz. Ancak diğer 4 top camdan yapıldığından, düşerse kırılırlar ve yerlerine konulamazlar.Bunu fark etmeli ve hayatımızı bu“HAYAT DEDİĞİN” yazısının devamını oku
HALK VE FARK EDEBİLİRSE SAHİP OLDUĞU GÜÇ.
Size Arjantin’de yaşanmış gerçek bir hayat hikayesi yazdım. Mutlaka okuyun…Enflasyonu bahane eden yumurta satıcısı 1 koli yumurtanın fiyatına %100 zam yapmıştı. Artık daha fazla para kazanmasının zamanının geldiğini düşünüyordu. O sabah hüzünlü bir yüz ifadesiyle iş yerini açsa da aslında çok mutluydu. Zengin olamamasının nedenini hep dürüst olmasına bağlamıştı ama artık o güzel günler yakındaydı.“HALK VE FARK EDEBİLİRSE SAHİP OLDUĞU GÜÇ.” yazısının devamını oku
Hey Onbeşli
‘Hey onbeşli onbeşli’ türküsünün hazin hikayesidir… Çanakkale Muharebeleri’nde verilen zayiatın karşılanması için, Padişah tarafından önlem alınır. Sultan Beşinci Reşad, 27 Mayıs 1915’te bir emir yayımlar. Lise öğrencileri de cepheye çağrılacaktı. Savunma Bakanlığı da bu emre dayanarak 18 yaşındakilerin birliklere teslim olmalarını ister (Rumî Takvime göre 1315 yılı (Miladi takvime göre 1899) doğumlulardır. 15’liler 15 yaşında“Hey Onbeşli” yazısının devamını oku
ÇANAKKALE’Yİ BİR DE GEÇEMEYEN LERDEN DİNLEYİN
Çanakkale’yi, bir de geçemeyenlerden dinleyin… Karşımızdaki bir Türk siperinde silâhın ucuna takılmış beyaz bir iç çamaşırı yukarı kaldırılarak sallandı. Her taraf sessizliğe gömülmüştü. Her iki tarafın siperdekileri silahları üzerine doğrulmuş, dikkatle onu takip ediyordu.Siper ardından iri yapılı bir er yükseldi;Kesin tavırlarla yükselttiği çamaşırı silâhı sipere attı.Kendine güvenen tavırlarla yavaş yavaş yaralıya doğru ilerliyordu. Karşı taraf“ÇANAKKALE’Yİ BİR DE GEÇEMEYEN LERDEN DİNLEYİN” yazısının devamını oku
TARİH TÜRK İLE BAŞLAR
Atatürk’ten önce Tarih, Osmanlı’nın tevatürden kuruluşuyla başlatılıp, hadisçilerin uydurduğu İslam tarihiyle süslenip anlatılırdı. Türklerin İslam tarihindeki önemli yeride anlatılmazdı! Atatürk, Türk Tarihini Sakalardan başlatıp ezber bozduğu için Türklüğe yabancılaşmışlar ve Türklük düşmanları sevmedi! Atatürk, ümmet tarihiyle uydurma hanedan tarihinden farklı olarak Büyük Türk Tarihinin bilinmesi ve gençlerin özgüvenli yetişmesi için Türk Tarih Tezini hazırlatmıştı. Yarım“TARİH TÜRK İLE BAŞLAR” yazısının devamını oku
Atatürk’ten önce Tarih, Osmanlı’nın tevatürden kuruluşuyla başlatılıp, hadisçilerin uydurduğu İslam tarihiyle süslenip anlatılırdı. Türklerin İslam tarihindeki önemli yeride anlatılmazdı! Atatürk, Türk Tarihini Sakalardan başlatıp ezber bozduğu için Türklüğe yabancılaşmışlar ve Türklük düşmanları sevmedi!Atatürk, ümmet tarihiyle uydurma hanedan tarihinden farklı olarak Büyük Türk Tarihinin bilinmesi ve gençlerin özgüvenli yetişmesi için Türk Tarih Tezini hazırlatmıştı. Yarım yamalak Osmanlı,Selçuklu ve İslam tarihinden binlerce yıl geriye gidip Türkün gerçek tarihini okutmuştu.ilk Altın elbiseli adam, 1969’da Kazakistan’ın Almaata şehrinde bulundu. Garaj yapmak ve yolu düzlemek için yapılan çalışmalar sırasında tesadüfen bulundu. Arkeologlar tarafından incelenen Esik kurganı adlı Sakalara ait kurgandan çıkarılan binlerce altın parçadan oluşturulan zırhın MÖ 5. yüzyıla ait olduğu, kurganın bulunduğu bölgedeyse MÖ 5.yy.’da SakalarınHüküm sürmüş olduğu gerekçesiyle, Altın Elbiseli Adam’ın, Saka prens veya prensesi olduğu ortaya konuldu.Arkeologlar kurganı açtığında içeride çok değerli eşyalarla karşılaşmış. Bunlardan biri de, çizmesinden başlığına, kemerinden kılıçlarına kadar her şeyi saf altın olan bir elbise. Altın elbisenin başlığı ok ve tuğlarla süslü. Alın hizasında koç, geyik ve at kabartmaları var.Kaftan ve çizme üçgen biçiminde işlenmiş, küçük altın levhalar yan yana ve üst üste dikilerek adeta altın bir zırhla kaplanmıştır. Kıyafette kullanılan ipliğin altın olduğu ve altın eğrilerek iplik haline getirilmiştir. Saf altından yapılan böyle bir elbise dünyada tektir.Kurgandan çıkarılan bir de belli bir kısmı kırılmış gümüş bir kadeh vardı ki, bu kadeh diğer her şeyden daha fazla önem arz ediyordu. Kadehin üzerinde Orhun Yazıtlarındaki Kök Türk harflerine benzeyen 24 harften oluşan bir metin yazılmıştı. Bu yazının tarihi de en az 2500 yıldıTürkler yazıyla, MS 732 de Orhun Yazıtlarıyla tanıştılar diyen kitle var ya!! işte onlar bu gümüş tasın ve altın elbiseli adamların bulunmasından hiç hoşlanmadılar. Çünkü bu cahillerin kimisi İskitlere İranlıdır kimisi Yunanlıdır derdi. Oysa Sibirya’da ne arasın İranlı, YunanlıBaşlarda Kırım kurganlarından çıkan altınlar için, “bunları Yunanlılar yapmıştır bile dediler!” Kazakistan ve Sibiryadan çıkanları da görünce, bazı namuslu bilginler itiraf edip dediler ki, Yunanlı da, İranlı da Sibirya’da hiç bulunmamıştır, Sibirya Saka Türklerinin vatanıdır.Çünkü bazı araştırmacılar Gümüş Tastaki bu yazıyı “Khan Uya üç otuzı (da) yok boltı. Utugsi tozıltı.” yani “Tigin 23’ünde öldü. Esik halkının başı sağ olsun.” şeklinde okudular. Dolayısıyla, yazının Türkçe olduğunu ve kurganın da Türklere ait olduğunu ortaya koymuşlardı.Esik’teki mezarda bulunan yazı 25 asırlık bir belge idi. Esik höyüğünde bulunan altın elbise ve diğer eşyalar Alma-Ata müzesindedir.DİPÇE; Hall, Mark E. Towards an absolute chronology for the Iron Age of Inner Asia. Harmatta, Janos. History of Civilization of Central Asia.Ekim 1999’da, Kazakistan’ın batısında bulunan Atırav bozkırlarında yer alan Araltöbe kurganında ikinci “Altın Elbiseli Adam’ın” kalıntıları ortaya çıkarıldı. Sonra 3-4 tane daha bulundu. Bu duruma, Yunan, İran, Rusların yanı sıra Apocularda bozuluyor tabi.Üçüncü “Altın Elbiseli İnsan”,2003 yılında, Doğu Kazakistan bölgesinin Şiliktı kurganlarından çıkartılmıştı.2017 yılında da Doğu Kazakistan Eyaleti’ndeki Berel vadisinde Zeynolla Samaşev’in başkanlık ettiği arkeolojik kazılarda yeni bir ‘Altın Elbiseli Adam’ daha bulundu. Bu bulunan 4. “Altın Elbiseli Kişi” idi…Kazak_Türklerinden arkeolog Prof. Kemal Akişef, Issık kurganını gezdim, o bölgede onlarca Kurgan var.Kalıntılardaki yazının Türkçe olduğunu bir Türkolog olarak doğrulamak isterim dedi.Kalıntılardaki yazı Türkçe, Bu yazıları yazan halk da Türk Halkıdır dedi kimse gık diyemedi.Alman asıllı Rus Türkolog Vasili Vailyeviç Radlof veya Wilhelm Radloff, uzun yıllar boyunca yazının Türkçe olduğunu reddetti, çok sonra kabul etti. Önce Soğdça dediler, Persçe dediler ama Türkçe diyemediler. Oysa Turani dil ailesinin 1850 lerde kitabını yazan Max Müller idi.Avrupalı Türkologlar “pes artık bu kadar da uydurulmaz”deyip bu dil “Türk dillerindendir”diye yazmaya başlayınca Ruslar bu”Türk dil” lafını lütfen! kabul etti.Türk soylu olduklarını her fırsatta dile getiren Macar Türkologlar da Rus meslekdaşlarıyla uzun süre alay ettiler.Oradaki harfler Orhun alfabesinin arkaik(eski) şeklidir. Türkiye’den de çok sayıda Türkolog o yazıların Türkçe olduğunu tescillemeye gitti o yıllarda. Sovyetler yıkıldıktan sonra daha rahat çalışma imkanı bulan antropologlar aynı bölgede bulunan diğer kurganlardan çıkarılmış yeni iskeletlerden DNA örnekleri elde etti. Aynı şekilde söz konusu kişilerin ant kadehi, kıyafet gibi kişisel eşyalarından da epey genetik malzeme(dna )elde edildi. Kurgan bölgesi genişlemişti. Esik,Anav,Karasuk bölgeleri de dâhil oldu. Ekip de genişletilmiş; Türkologlar veEtnologlar da katılmıştı.Kazak Türk antropologlar Meryemgül deneyi ile Esik sâkinlerinden olan Sakaların günümüz Türkleriyle genetik kardeş (%97oranında) olduğunu da kanıtladılar.Bu kardeşlik sadece ‘Orta Asya Türkleri’ni değil, tüm Türkleri içine alıyordu.Çünkü Anadolu’da varlığını daha kapalı bir şekilde sürdüren Türkmen, Oğuz grupları da araştırmaya dahil edildi.Küçük bir göçebe (yörük) kızı olan Meryemgül’den alınan gen ile kurganlardan çıkarılan dnalar karşılaştırıldı.Sonuç %97 oranında benzerlik.22-Yani şöyle anlatayım; aynı anne ve aynı babaya sâhip iki kardeşe DNA testi yaptırsa ortaya çıkacak olan sonuç çıktı bu testten. “Aynı sonuç Sagalassostan da çıktı”Ruslar bu çıkan sonuç karşısında sessiz kaldı.Atalarımızın dediği gibi mızrak çuvala sığmayacağı için sonunda kıvırıp duran Rus Türkologlar da tarihi gerçeği onayladı.Tarih; Meryemgül testi ile gerçeği haykırdı.Uluslararası Türkoloji camiası bayram ederken; altından iplik yapıp elbise dikenlerin Türkiye’de oturan torunlarının bir çoğu tek nefes bile duymadı …YUH YANI YUH !!!Atatürk bir taraftan içerideki algıyı kırıp, tevatürden ibaret Osmanlı, Selçuklu ve İslam tarihi yanında! gerçek Türk Tarihinin de ortaya çıkartılıp okutulmasını istiyor, bir taraftan da Yunan, İran ve Rusların çaldığı Türk Tarihine sahip çıkıyordu.Herodot tarihi der ki; M.Ö. 625 yılında Zile yakınlarında Pers ordusu bir hile ile Saka/İskit ordusunu (Alper Tunga’yı) yenene kadar tüm Anadolu’ya Sakalar hakimdi. Sakalar, İskitler MÖ. 5. Yy.da Altından elbise yaparken, o tarihte ne Rus vardı, ne Alman ne de Fransız vardır.-Atatürk, Anadolu en az 7 bin yıllık Türk beşiğidir demişti Alacahöyük kazılarından çıkan buluntulara bakarak.Sümer dedi, Eti dedi, Turukku dedi, Saka dedi, İskit dedi…Türk Tarih Tezini küçümseyip okullardan kaldıranlar utansın!!Şimdi masal ve maval anlatıyorlar yine!Kramer ile Prof. Osman Turan hoca, Sümerce’deki binden fazla kelimenin kökeni Türkçedir dediğinden beri üfürükçü tarihciler sus pus oldular.Bu kelimeler Türkçe değilde, örneğin; Yunanca yada Ermenice çıksaydı, emin olun dünyayı ayağa kaldırırlardı. Maalesef bizde şuur yok!Frigyası da, Yazılıtaşı da, Urartusu da böyle, Hattisi böyle…Eskiden Batılı Arkeolog”lar buluntuları çalıp çırpıp ülkelerine kaçırıp, Anadolu tarihini uyduruk Helen diye bize benimsetmeye çalışsalar da bizimkiler de aksini ispat etmeyi başarıyor hele şükür.Assos’u kuranlar bile Ön-Türklerin bir kolu Lelegler, Pelegaslar çıkmıştır. Ey Atatürk sen ne büyük adam çıkıyorsun her geçen gün böyle. Teee Alacahöyük kazılarını yaptırdığında bunları söylemiştin, sana inanmayanlar, Tarih Tezini küçümseyenler utansın!Yıllarca kök kültürümüze bizi yabancı bırakanlar utansın! Sakaları İskitleri, Kıpçakları, Oğuzları, Kengerleri/Sümerleri, Turukku, Türk krallığını, Etrüskleri, Pelegasları, Sagalasosları, Hattileri, Subarları … öğretemeyen devletimiz utansın!..
DEPREME I I. BAYEZİD ÇÖZÜMÜ
Depreme II. Bayezid çözümü İstanbul’da 10 Eylül 1509’da meydana gelen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremden sonra, İkinci Bayezid şehrin değişik bölgelerinde çok sayıda kuyu açtırmıştı. “Düdüklü tencere modeli” bu kuyularla, yerkürenin basıncının bir deprem yaşanmadan dışarıya çıkartılması amaçlanıyordu. Bir deprem kuşağının üzerinde yer alan İstanbul şehrinde, geçmiş yüzyılların unutulmayan depremlerinden biri 10 Eylül 1509’da“DEPREME I I. BAYEZİD ÇÖZÜMÜ” yazısının devamını oku