Atatürk’ten önce Tarih, Osmanlı’nın tevatürden kuruluşuyla başlatılıp, hadisçilerin uydurduğu İslam tarihiyle süslenip anlatılırdı. Türklerin İslam tarihindeki önemli yeride anlatılmazdı! Atatürk, Türk Tarihini Sakalardan başlatıp ezber bozduğu için Türklüğe yabancılaşmışlar ve Türklük düşmanları sevmedi!Atatürk, ümmet tarihiyle uydurma hanedan tarihinden farklı olarak Büyük Türk Tarihinin bilinmesi ve gençlerin özgüvenli yetişmesi için Türk Tarih Tezini hazırlatmıştı. Yarım yamalak Osmanlı,Selçuklu ve İslam tarihinden binlerce yıl geriye gidip Türkün gerçek tarihini okutmuştu.ilk Altın elbiseli adam, 1969’da Kazakistan’ın Almaata şehrinde bulundu. Garaj yapmak ve yolu düzlemek için yapılan çalışmalar sırasında tesadüfen bulundu. Arkeologlar tarafından incelenen Esik kurganı adlı Sakalara ait kurgandan çıkarılan binlerce altın parçadan oluşturulan zırhın MÖ 5. yüzyıla ait olduğu, kurganın bulunduğu bölgedeyse MÖ 5.yy.’da SakalarınHüküm sürmüş olduğu gerekçesiyle, Altın Elbiseli Adam’ın, Saka prens veya prensesi olduğu ortaya konuldu.Arkeologlar kurganı açtığında içeride çok değerli eşyalarla karşılaşmış. Bunlardan biri de, çizmesinden başlığına, kemerinden kılıçlarına kadar her şeyi saf altın olan bir elbise. Altın elbisenin başlığı ok ve tuğlarla süslü. Alın hizasında koç, geyik ve at kabartmaları var.Kaftan ve çizme üçgen biçiminde işlenmiş, küçük altın levhalar yan yana ve üst üste dikilerek adeta altın bir zırhla kaplanmıştır. Kıyafette kullanılan ipliğin altın olduğu ve altın eğrilerek iplik haline getirilmiştir. Saf altından yapılan böyle bir elbise dünyada tektir.Kurgandan çıkarılan bir de belli bir kısmı kırılmış gümüş bir kadeh vardı ki, bu kadeh diğer her şeyden daha fazla önem arz ediyordu. Kadehin üzerinde Orhun Yazıtlarındaki Kök Türk harflerine benzeyen 24 harften oluşan bir metin yazılmıştı. Bu yazının tarihi de en az 2500 yıldıTürkler yazıyla, MS 732 de Orhun Yazıtlarıyla tanıştılar diyen kitle var ya!! işte onlar bu gümüş tasın ve altın elbiseli adamların bulunmasından hiç hoşlanmadılar. Çünkü bu cahillerin kimisi İskitlere İranlıdır kimisi Yunanlıdır derdi. Oysa Sibirya’da ne arasın İranlı, YunanlıBaşlarda Kırım kurganlarından çıkan altınlar için, “bunları Yunanlılar yapmıştır bile dediler!” Kazakistan ve Sibiryadan çıkanları da görünce, bazı namuslu bilginler itiraf edip dediler ki, Yunanlı da, İranlı da Sibirya’da hiç bulunmamıştır, Sibirya Saka Türklerinin vatanıdır.Çünkü bazı araştırmacılar Gümüş Tastaki bu yazıyı “Khan Uya üç otuzı (da) yok boltı. Utugsi tozıltı.” yani “Tigin 23’ünde öldü. Esik halkının başı sağ olsun.” şeklinde okudular. Dolayısıyla, yazının Türkçe olduğunu ve kurganın da Türklere ait olduğunu ortaya koymuşlardı.Esik’teki mezarda bulunan yazı 25 asırlık bir belge idi. Esik höyüğünde bulunan altın elbise ve diğer eşyalar Alma-Ata müzesindedir.DİPÇE; Hall, Mark E. Towards an absolute chronology for the Iron Age of Inner Asia. Harmatta, Janos. History of Civilization of Central Asia.Ekim 1999’da, Kazakistan’ın batısında bulunan Atırav bozkırlarında yer alan Araltöbe kurganında ikinci “Altın Elbiseli Adam’ın” kalıntıları ortaya çıkarıldı. Sonra 3-4 tane daha bulundu. Bu duruma, Yunan, İran, Rusların yanı sıra Apocularda bozuluyor tabi.Üçüncü “Altın Elbiseli İnsan”,2003 yılında, Doğu Kazakistan bölgesinin Şiliktı kurganlarından çıkartılmıştı.2017 yılında da Doğu Kazakistan Eyaleti’ndeki Berel vadisinde Zeynolla Samaşev’in başkanlık ettiği arkeolojik kazılarda yeni bir ‘Altın Elbiseli Adam’ daha bulundu. Bu bulunan 4. “Altın Elbiseli Kişi” idi…Kazak_Türklerinden arkeolog Prof. Kemal Akişef, Issık kurganını gezdim, o bölgede onlarca Kurgan var.Kalıntılardaki yazının Türkçe olduğunu bir Türkolog olarak doğrulamak isterim dedi.Kalıntılardaki yazı Türkçe, Bu yazıları yazan halk da Türk Halkıdır dedi kimse gık diyemedi.Alman asıllı Rus Türkolog Vasili Vailyeviç Radlof veya Wilhelm Radloff, uzun yıllar boyunca yazının Türkçe olduğunu reddetti, çok sonra kabul etti. Önce Soğdça dediler, Persçe dediler ama Türkçe diyemediler. Oysa Turani dil ailesinin 1850 lerde kitabını yazan Max Müller idi.Avrupalı Türkologlar “pes artık bu kadar da uydurulmaz”deyip bu dil “Türk dillerindendir”diye yazmaya başlayınca Ruslar bu”Türk dil” lafını lütfen! kabul etti.Türk soylu olduklarını her fırsatta dile getiren Macar Türkologlar da Rus meslekdaşlarıyla uzun süre alay ettiler.Oradaki harfler Orhun alfabesinin arkaik(eski) şeklidir. Türkiye’den de çok sayıda Türkolog o yazıların Türkçe olduğunu tescillemeye gitti o yıllarda. Sovyetler yıkıldıktan sonra daha rahat çalışma imkanı bulan antropologlar aynı bölgede bulunan diğer kurganlardan çıkarılmış yeni iskeletlerden DNA örnekleri elde etti. Aynı şekilde söz konusu kişilerin ant kadehi, kıyafet gibi kişisel eşyalarından da epey genetik malzeme(dna )elde edildi. Kurgan bölgesi genişlemişti. Esik,Anav,Karasuk bölgeleri de dâhil oldu. Ekip de genişletilmiş; Türkologlar veEtnologlar da katılmıştı.Kazak Türk antropologlar Meryemgül deneyi ile Esik sâkinlerinden olan Sakaların günümüz Türkleriyle genetik kardeş (%97oranında) olduğunu da kanıtladılar.Bu kardeşlik sadece ‘Orta Asya Türkleri’ni değil, tüm Türkleri içine alıyordu.Çünkü Anadolu’da varlığını daha kapalı bir şekilde sürdüren Türkmen, Oğuz grupları da araştırmaya dahil edildi.Küçük bir göçebe (yörük) kızı olan Meryemgül’den alınan gen ile kurganlardan çıkarılan dnalar karşılaştırıldı.Sonuç %97 oranında benzerlik.22-Yani şöyle anlatayım; aynı anne ve aynı babaya sâhip iki kardeşe DNA testi yaptırsa ortaya çıkacak olan sonuç çıktı bu testten. “Aynı sonuç Sagalassostan da çıktı”Ruslar bu çıkan sonuç karşısında sessiz kaldı.Atalarımızın dediği gibi mızrak çuvala sığmayacağı için sonunda kıvırıp duran Rus Türkologlar da tarihi gerçeği onayladı.Tarih; Meryemgül testi ile gerçeği haykırdı.Uluslararası Türkoloji camiası bayram ederken; altından iplik yapıp elbise dikenlerin Türkiye’de oturan torunlarının bir çoğu tek nefes bile duymadı …YUH YANI YUH !!!Atatürk bir taraftan içerideki algıyı kırıp, tevatürden ibaret Osmanlı, Selçuklu ve İslam tarihi yanında! gerçek Türk Tarihinin de ortaya çıkartılıp okutulmasını istiyor, bir taraftan da Yunan, İran ve Rusların çaldığı Türk Tarihine sahip çıkıyordu.Herodot tarihi der ki; M.Ö. 625 yılında Zile yakınlarında Pers ordusu bir hile ile Saka/İskit ordusunu (Alper Tunga’yı) yenene kadar tüm Anadolu’ya Sakalar hakimdi. Sakalar, İskitler MÖ. 5. Yy.da Altından elbise yaparken, o tarihte ne Rus vardı, ne Alman ne de Fransız vardır.-Atatürk, Anadolu en az 7 bin yıllık Türk beşiğidir demişti Alacahöyük kazılarından çıkan buluntulara bakarak.Sümer dedi, Eti dedi, Turukku dedi, Saka dedi, İskit dedi…Türk Tarih Tezini küçümseyip okullardan kaldıranlar utansın!!Şimdi masal ve maval anlatıyorlar yine!Kramer ile Prof. Osman Turan hoca, Sümerce’deki binden fazla kelimenin kökeni Türkçedir dediğinden beri üfürükçü tarihciler sus pus oldular.Bu kelimeler Türkçe değilde, örneğin; Yunanca yada Ermenice çıksaydı, emin olun dünyayı ayağa kaldırırlardı. Maalesef bizde şuur yok!Frigyası da, Yazılıtaşı da, Urartusu da böyle, Hattisi böyle…Eskiden Batılı Arkeolog”lar buluntuları çalıp çırpıp ülkelerine kaçırıp, Anadolu tarihini uyduruk Helen diye bize benimsetmeye çalışsalar da bizimkiler de aksini ispat etmeyi başarıyor hele şükür.Assos’u kuranlar bile Ön-Türklerin bir kolu Lelegler, Pelegaslar çıkmıştır. Ey Atatürk sen ne büyük adam çıkıyorsun her geçen gün böyle. Teee Alacahöyük kazılarını yaptırdığında bunları söylemiştin, sana inanmayanlar, Tarih Tezini küçümseyenler utansın!Yıllarca kök kültürümüze bizi yabancı bırakanlar utansın! Sakaları İskitleri, Kıpçakları, Oğuzları, Kengerleri/Sümerleri, Turukku, Türk krallığını, Etrüskleri, Pelegasları, Sagalasosları, Hattileri, Subarları … öğretemeyen devletimiz utansın!..

DEPREME I I. BAYEZİD ÇÖZÜMÜ

Depreme II. Bayezid çözümü İstanbul’da 10 Eylül 1509’da meydana gelen ve binlerce kişinin hayatını kaybettiği depremden sonra, İkinci Bayezid şehrin değişik bölgelerinde çok sayıda kuyu açtırmıştı. “Düdüklü tencere modeli” bu kuyularla, yerkürenin basıncının bir deprem yaşanmadan dışarıya çıkartılması amaçlanıyordu. Bir deprem kuşağının üzerinde yer alan İstanbul şehrinde, geçmiş yüzyılların unutulmayan depremlerinden biri 10 Eylül 1509’da“DEPREME I I. BAYEZİD ÇÖZÜMÜ” yazısının devamını oku

AŞİK MAHZUNİ ŞERİF ANISINA

Konser verip, aynı gece ayrılmak üzere gittiği Gaziantep’te bir eve konuk oldu Âşık Mahzuni Şerif..Bu evde güzel mi güzel bir kız gördü.Vuruldu, deli divane oldu. Konserden sonra onu şehir dışına götürmek için bekleyen arabaya binmedi.Onun yerine Fatma’nın babasının arabasına bindi.Onlara misafir gitti.Baş üstünde ağırladılar Mahzuni’yi..En güzel döşeğe, yün yorgana, işlemeli yastığa buyur ettiler..Ertesi sabah “hastalandım”“AŞİK MAHZUNİ ŞERİF ANISINA” yazısının devamını oku

UNUTULAN TÜRKLER

Rus değil Türk: Unutulan Türkler Udmurtlar Rus Nineler Grubu diye tanıtıldığı Babuşkili kadınların Türk olduğunu biliyor muydunuz? Oysa Udmurtya’ya 12. Yüz yılın sonlarına kadar bir Türk boylarının en önemli yerleşimyerlerinden biri, bize Rus diye tanıtılan Babuşkili nineler ise Udmurt Türkleriydi… Altay Türklerinin küçük bir boyu olan Udmurt Türkleri 1555 yılına kadar direndikleri Rus işgaline, Kazan“UNUTULAN TÜRKLER” yazısının devamını oku

BEYNİ DAHA İYİ ÇALIŞTIRMANIN YOLLARI

1-İnsan beyninin ayaktayken ve açık havadayken yaklaşık yüzde 10 daha fazla çalıştığı düşünülmektedir.Önemli kararlarınızı alırken kapalı alandaysanız,”volta atmayı”deneyebilirsiniz. 2-Yürüyerek kolları sallamak beynin performansını olumlu etkiliyor.Önemli kararlarınızı açık havada,kollarınızı sağa sola sallayarak yürürken almaya ne dersiniz ? 3-Yabancı bir dil öğrenme beyni güçlendiriyor.Her gün birkaç yabancı ya da yerli yeni kelime öğrenip,kullanabilirsiniz.Sözlük okuyabilirsiniz.Alışveriş listesi veya telefon“BEYNİ DAHA İYİ ÇALIŞTIRMANIN YOLLARI” yazısının devamını oku

クリスマスツリーを飾る

「松の木を飾ることは完全にトルコの伝統です。」この習慣はトルコ人からヨーロッパに伝わりました。「地球のへそから空まで伸びる木は、古代トルコ人によって想像され、生命の木と呼ばれていました。シュメール人もそうでした。片隅に天空神が立っていた。それでも、中央アジアでは 12 月 22 日の夏至に、カエデの木を家に持ち帰り、その枝にリボンを結び、来年のために神に祈ること、つまり誓いを立てます。トルコ人のこのツリーの装飾は、キリスト教のクリスマスとは何の関係もありません。この習慣は後にトルコ人を通じてヨーロッパに伝わり、16 世紀にドイツで始まり、そこから世界に広まりました。地理的な現象として、12 月 21/22 日の夜、昼が長くなり、夜が短くなります。古代トルコ人の信念によると、太陽は12月21/22日の夜に闇を打ち負かし、この日は「ナルドゥガン」と呼ばれました。ザクロ=太陽、ドゥガン、トゥガン=ドーガンナルドゥガンは昇る太陽を意味します。ナルドゥガンでは、トルコ人が生命の木 (永遠の命) を表すアクチャムの下に贈り物を置いて、祈りが神に届くようにし、木の周りで歌を歌ったりゲームをしたりしていました。長老たちが訪ねてきて、一緒に食事をしました。この伝統は、タタール人、バシキール人、チュヴァシ人、カラチャイ・バルカル人によって今も生き続けています。「生命の樹」(永遠の命)のモチーフは、ヒッタイト、ウラルト、その後のセルジューク、オスマンでは異なりますが、際立っています。「生命の木」のモチーフは、カーペットやラグの柄にもよく見られます。ナルドゥガンの木を飾ることは、古いトルコ絨毯の主なモチーフです。出典:Dr.ムアゼズ・イルミエ・アバランチ。

DECORAR UN ÁRBOL DE NAVIDAD

“Decorar un pino es una tradición completamente turca”. Esta costumbre pasó de los turcos a Europa.“Los antiguos turcos imaginaron un árbol desde el ombligo de la tierra hasta el cielo y lo llamaron el Árbol de la Vida. Este fue también el caso de los sumerios.En un extremo estaba el Dios del Cielo.Aún así, en“DECORAR UN ÁRBOL DE NAVIDAD” yazısının devamını oku

YILBAŞI AĞACI SÜSLEMEK

“Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir.” Bu adet Türkler’den Avrupa’ya geçmiştir. “Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor ve buna Hayat Ağacı deniyordu. Bu Sümerlerde de vardı.Bir ucunda Gök Tanrısı duruyordu.Halen Orta Asya’da 22 Aralık’taki gündönümünde, evlerine Akçam Ağacı getirip, dallarına ertesi sene için Tanrı’dan niyaz ettikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler“YILBAŞI AĞACI SÜSLEMEK” yazısının devamını oku

AĞLATMAYIN ÇOCUKLARI

AĞLATMAYIN ÇOCUKLARI Ağlatmayın çocuklarıKalem tutsun minik elleriMasal okusun bülbül dilleriOyuncaklarla oynasın yumoş elleriGülsün bütün çocukların yüzleriOnlar bize yaradan’ın emanetiBizse bu dünya da onlara emanetçi Ağlatmayın çocuklarıSokaklar sesleriyle çınlasınEvlerimiz varlıklarıyla aydınlansınGönüllerimiz onlarla mutluluğa varsınGülsün bütün çocukların yüzleriOnlar bize yaradan’ın emanetiBizse bu dünya da onlara emanetçi Ağlatmayın çocuklarıBir zamanlar hepimiz çocuktuk büyüklerYarının büyükleri değil mi bu küçüklerNeşeyle“AĞLATMAYIN ÇOCUKLARI” yazısının devamını oku

URFA MUTASARRIFI” NUSRET BEY VE MUSTAFA KEMAL PAŞA ANITI

Çanakkale Cephesi’nde savaşan ve bu savaştaki kahramanlıklarıyla ün salan Şanlıurfalı Mehmetçiklerden geriye kalan gaziler savaş sonrası Şanlıurfa’ya döndüklerinde, komutanları Mustafa Kemal’i büyük bir övgü ve hayranlık duygularıyla çevrelerine anlatmışlardır.O tarihlerde “Urfa Mutasarrıfı” olan Nusret Bey, Şanlıurfalı gazilerin Mustafa Kemal Paşa’ya olan bu sevgi ve bağlılıklarını bir anıtla sembolleştirmeyi düşünmüştür. Nusret Bey, şehrin kuzey kesimini Karakoyun“URFA MUTASARRIFI” NUSRET BEY VE MUSTAFA KEMAL PAŞA ANITI” yazısının devamını oku

KARDAK KAYALIKLARI VE KAHRAMANLAR

KARDAK KAYALIKLARI KRİZİ VE KAHRAMANLAR ”O bayrak inecek O Asker gidecek.” Kardak Krizi (Yunanca: Κρίση των Ιμίων), 25 Aralık 1995 tarihinde Yunanistan ile Türkiye arasında Figen Akat isimli Türk bandıralı kargo gemisinin Kardak Kayalıkları’n da karaya oturması nedeniyle Türk ve Yunan kurtarma ekipleri arasında çıkan anlaşmazlık sonucu patlayan diplomatik ve askeri krizdir. Tarihe geçen Kardak“KARDAK KAYALIKLARI VE KAHRAMANLAR” yazısının devamını oku

DAMACANA NEDİR, NEDEN 19LT.DİR?

DAMACANA NEDİR, NEDEN 19LT.DİR? Suyun büyük şişelerde olmasını tanımlayabilmek için kullanılan terime damacana denir. Herkesin evinde bulunan damacana pompa yardımı ile suyu dışarıya verir, bu şekilde içindeki suyun alınması da kolaydır. Damacana her evde olsa da su firmaları tarafından kullanılır. Mavi renkte ve polikarbonat bir maddeden yapılan damacanalar, sağlam ve temizlenebilmesi kolaydır. Isıya dayanıklı olan“DAMACANA NEDİR, NEDEN 19LT.DİR?” yazısının devamını oku

KEYFİYE NEDİR?

”KEYFİYE NEDİR?” Türkistan’da başlayan kuraklık ve kıtlıktan dolayı ecdadımız Türkistan’dan (Orta Asya) Anadolu’ya doğru göç etmeye başladıklarındayolda önceden gidenlerin, sonradan gelenleri, sonradan gelenlerin önceden gidenleri tanıyabilmeleri için Türk Boylarının Aksakallı Beyleri gittikleri yerlerde yigitlerin birbirleriyle olan iletişimin kopmaması ve gittikleri yerlerde birbirilerini tanımak maksadıyla ortak bir parolanın olması gerektiği fikrine varırlar. Yine bir yaz günü“KEYFİYE NEDİR?” yazısının devamını oku

CUMHURİYET

Sıcak bir Ağustos ayında, öğle vakti.🔥🔥🔥🔥🔥ATATÜRK Ulus’ta meşhur KARPİÇ LOKANTASI’nda, yine cam kenarındaki masasına oturmuş, kafasında bin bir düşünce, yoldan gelip geçenleri seyrediyor. Yolun karşı tarafındaki bir hareketlilik dikkatini çekiyor. Yoldan gelip geçenlere;içindeki buzlu şurubun ısınmaması için;sırtındaki, meşinle kaplı bakır ibriğinden, beline bağlığı 4-5 gözlü tahta bardaklıktan çıkardığı tahta bardağı, elindeki su ibriğinden döktüğü suyla,“CUMHURİYET” yazısının devamını oku

MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Bastırdığı kağıt paranın üzerine Bozkurt koyduruyor… * Yakın arkadaşlarına, Bozok, Bozkurt gibi soy isimler koyuyor… * Manevi kızına Ülkü adını veriyor… * Yusuf Akçura Bey’i İstanbul’u teslim almaya yolluyor… * Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu’nu kuruyor… * Asırlar sonra Türk adını vererek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruyor… * İbrahim Çallı’ya “Ergenekondan Çıkış” tablosunu yapmasını istiyor… *“MUSTAFA KEMAL ATATÜRK” yazısının devamını oku

LAMI CİMİ YOK NE DEMEKMİŞ:

LAMI CİMİ YOK NE DEMEKMİŞ: Eskiden kitap okuyan biri anlayamadığı bir cümle olursa cümlenin bulunduğu satırın kenarına sual kelimesinin sonundaki (L) lam harfini: ل koyarmış. eğer okuduğu cümle bir sorunun cevabıysa o zaman da Cevap kelimesinin ilk harfi olan (C ) Cim harfini: ج koyarmışEğer bir sayfanın kenarına lam harfi ya da cim harfikonulmamışsa, o“LAMI CİMİ YOK NE DEMEKMİŞ:” yazısının devamını oku

“APTALLIĞIN TEORİSİ”

“APTALLIĞIN TEORİSİ” Almanya ikinci dünya savaşı sürecinde tarihinin en karanlık döneminden geçiyordu. Masum insanların dükkanları taşlanıyor, kadınlar ve çocuklar zalimce sokak ortasında aşağılanıyordu vb. Genç bir teolog ; Dietrich BONHOEFFER bu zalimliğe itiraz etti ve bu sebeple hapse atıldı. Hapisteyken bu konu üzerine uzun uzun düşündü. Sayısız filozof, şair, fikir adamı ve bilim adamı çıkaran““APTALLIĞIN TEORİSİ”” yazısının devamını oku

PARAN VARSA İTİBARIN VAR

Paran varsa itibarın vardır Gençliğimde Şişhane’de, “Sarı Madam” adında bir kahve vardı. İnsanlar oraya gelir, oyun oynardı. Aileler de gelir çay içer, simit yer, sohbet ederdi. Çok güzel bir Haliç manzarası vardı. Şişhane’den Hasköy’e dönen köşedeydi. Eskiden kahvenin anlamı, sadece oyun oynanan yer olmaktan çok uzaktı, tam anlamıyla sosyal bir ortamdı. Kaçamak sigara içmek için“PARAN VARSA İTİBARIN VAR” yazısının devamını oku

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın