YAZILAR

ÇOK GEZEN Mİ ? ÇOK OKUYAN MI?

Yıllardır söylenir, konuşulur. Çok gezenmi yoksa çok okuyanmı daha fazla bilir? diye. Hem gezip hem okumak diyeceğim ama bunu yapmak, öğrenme amaçlı yapmak biraz zor, herkesin harcı değil galiba. Öğrenmek ve genel kültür sahibi olmak için ihtiyacımız olan okumak ve gezip görmektir. Bu iki alternatifi karşılaştırmak yerine ikisinide yapmaya çalışmak en güzelidir diye düşünüyorum. Çünkü her şartta biz insanların bilgiye ihtiyacı var. Bilgiye doymadan sonsuz ihtiyacı var. Cehaletin karşıtı bilgi desem ve bilgili olup olmadığımızın derecesini ölçmek istesem, işte bilip öğrendiğimiz her şey bunun derecesini belirler, tabiki sınırı olmayan bir dereceyi.

Yetmişli yılların çocuğu olduğum ve o yılların mağduriyetlerini yaşadığım için iyi bilirim, okuyacak kitap bulamazdık. Halk kütüphanesinden iki haftalığına ödünç kitap alırdık okumak için, tabi her zaman kütüp haneye gidemez, ayrıca zaman sınırı olduğu için aldığımız kitabı bitiremeden geri teslim ederdik. Kitap yoktu fakat okumak isteyen çoktu. Şimdi kitap çok okuyan yok diye biliriz. Gerçektende öyle, gelişmiş ülkeler ile kıyaslama yaptığımız zaman, ülkemizde kitap okuma alışkanlığı hep son sıralarda. Günümüzde iletişim çağını yaşıyoruz, internet sayesinde bilginin her çeşidi cebimize girdi ama biz yine okumuyoruz. Ne yapıyoruz? Bilgiye erişmek kolay ama okumuyoruz, başlığına bir göz atıp beğen düğmesine basıp geçiyoruz. İçerik bizim için önem arzetmiyor. Bu nedenledir ki yeni nesil bilgi fakiri olarak yetişiyor, genelleme yaparsak. Tv ve sosyal medya da bir çok proğram ve röportajlarda görüyoruz, Çin seddinin hangi ülkede olduğunu bilmeyen, Kıbrıs Adasının yerini dahi bilmeyen kişi sayısının hiç de azımsanmayacak sayıda olduğuna şahit oluyoruz.

İlköğretimden Üniversiteye kadar her okulda ve sınıflarda kütüphaneler mevcut. Kitap almak veya internet üzerinden kitap okumak için çok alternatiflerimiz var ama okumayı sevdirememişiz neslimize. Televizyon ve İnternete esir etmişiz geleceğimizi ve neslimizi. Bir annne ağlayan çocuğunu susturmak için cep telefonundan bir oyun veya çizgi film açıp telefonunu çocuğun eline tutuşturuyorsa bunu yaparken bir kere daha düşünmesi gerekiyor, doğrumu yapıyorum diye. Beyinler eğlence proğramları, internet oyunları ve sosyal medya ile uyuşturuluyor ve geleceğimiz yok ediliyor.

Ulus olarak kitap ve okumaya karşı bakışımızı ve alışkanlıklarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz. Her yaşta okumalıyız ve her bireye bu alışkanlığı kazanması için teşvik etmeliyiz. Kitaba ulaşımı kolaylaştırmalı, Kıraathanelerin yeniden okuma yerleri olmasını sağlamalı ve içeri girmeye çekindiğimiz gürültülü, havasız bir ortam olmadan kurtarmalıyız. Okuyucu ile yazar buluşmasını sağlamalı ve karşılıklı sohbet gerçekleştirmeleri için organizasyonlar yapmalıyız. Araştırmacı ve okuyan bir nesil yetiştirmeliyiz. Gelişip büyümek,Dünya üzerinde söz sahibi olmak, Ekonomik olarak üst sıralara çıkmak için bilgili, ça lışkan, mücadeleci insanlara ihtiyacımız var. Bunun yolu öncelikle okumaktan geçer ve okumakla başlar diye düşünüyorum. İşte Çok gezenmi, çok okuyanmı daha iyi bilir? sözüne, önce okuyalım sonra gezelim görelim demek bana göre daha verimli olacaktır diye düşünüyorum.

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın