TARİH SAYFASI

YEMEN TÜRKÜSÜ VE TÜRKLERİ AĞLATAN BİR HİKÂYE

Türküde adı geçen yerin Muş mu, yoksa Yemen’in Huş kalesi mi olduğunun uzun yıllar tartışma konusu olmuştur.

Türkleri Ağlatan Bir Hikaye

Burası Wadi Dawan. Yemen’in güneyinde küçük bir kasaba.

Hem Wadi Dawan’da hem de Shibam gibi güney Yemen şehirlerinde yağmacıları evlerinden uzak tutmak istediklerinden olsa gerek devasa kayaların üstüne köyler kurmuşlar.

Yemenliler bu bölgeye Huş diyor. Hani şu gidenlerin gelmediği yer.

Yemen, Osmanlı Devletinin hazin yenilgisinin coğrafyası olmuş ve bu coğrafyada çöllerde aç susuz kalıp şehit düşmüş ve geri dönmeyi bir türlü başaramamış Anadolu evlatlarına mezar olmuş acıklı bir yerdir.

Her canımızı acıtan olayla karşılaştığımız zaman dilimize pelesenk olan Yemen Türküsü işte bu acıklı hikâyeler sonucunda yazılmış, ‘alo yemendir, gülü çemendir, giden gelmiyor, acep nedendir?’ sorusunun cevabı bu şekilde açıklanabilmektedir.

Yemen Türküsünün bir diğer adı da Muş türküsü olarak bilinmekte ancak aslında bu türkünün Türkiye’deki Muş ili ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Çünkü türküde geçen Muş diye söylenen bölüm, yine Yemen’de bulunan Huş adındaki bir bölgedeki yerleşim yerinin adıdır. Huş’ta zor durumda kalan Türk evlatlarının söylediği türkünün sözlerinde ‘burası Huştur, yolu yokuştur, giden gelmiyor, acep ne iştir?’ diye sorulmaktadır. Biz ise oradaki Huş kelimesinin Muş olarak yorumlamışız. Tarihte yapılan önemli olayı bugünlere aktarılmasına vesile olunmuştur.

Ölenlerin çok azı kurşun yarasıyla öldü.

1.Dünya Savaşı’nda Yemen’e gidip de dönemeyen Osmanlı askerleri için yakılan türküde de adı geçiyor: “burası huş’tur, yolu yokuştur.”

Türküde adı geçen yerin Muş mu, yoksa Yemen’in Huş kalesi mi olduğunun uzun yıllar tartışma konusu olmuştur.

Daha sonra yapılan araştırmalara göre 90’lı yılların en popüler türkülerinden “Havada Bulut Yok”un içinde geçen “Burası Muş’tur” sözlerinin aslında “Burası Huş’tur” olduğuna ilişkin söylentiler asılsız çıkmıştı. Huş, Yemen’in başkenti Sana ile Taiz kentleri arasında kalan bir Türk kalesinin adı. Bu yüzden Yemen’e giden askerler için yakılmış bu türküde ‘Huş’tur’ denmesi akla yatkın gelebilir.

İTÜ TMDK öğretim üyesi Songül Karahasanoğlu bunun bir tahrifat (bozma, değiştirme) olduğunu söyleyerek sözlerden bakıldığında türkünün Anadolu’da yakıldığını söyleyebiliriz diyor. Yücel Paşmakçı ise konuya şu yorumu getirir: ‘Birincisi, bu türkü Düriye Keskin isimli bir Türk’ten derlenmiş. İkincisi, Osmanlı ordularının Yemen’e yaptığı seferlerde ordunun toplanma yeri Muş’tur. ‘Muş’un yolu yokuş değildir’ derler. Ben gittim, gördüm ve Muş’a bir rampadan çıkılır. Yolu da yokuştur. Dördüncüsü de ‘Burası Huş’tur, Yolu Yokuştur’ olamaz. Çünkü ‘Huş’ta bulunan biri ‘Giden Gelmiyor’ demez ‘Gelen Gitmiyor’ der. Doğrusu ‘Burası Muş’tur’. Birileri çıktı, bunun ‘Huş’ olduğunu söyledi. Ben türküyü hep Muş olarak okudum.’

Musa Eroğlu ise şunları söyledi: ‘Türküde ‘Burası Huş’tur, Giden Gelmiyor Acep Ne İştir’ deniyor. Bu Yemen Türküsü ise adamlar savaşmaya Muş’a gitmemişlerdir. Askerler Yemen’e gitmiş. Türkü, Yemen türküsüdür. ‘Yemen’e gelir mi sandın?’ diye ağıt yakılıyor. Ben şimdiye kadar ‘Huş’ olarak okudum, okumaya da devam edeceğim’…
 “Havada bulut yok, Bu ne dumandır, Mahlede ölüm yok, Bu ne şivandır, Şu Yemen elleri, Ne de yamandır. Avu Yemendir, Gülü çemendir, Giden gelmiyor, Acep nedendir? Burası Huş’tur, Yolu yokuştur, Giden gelmiyor, Acep ne iştir?”

Satırlarıyla bilinen türküden esinlenerek, Yemen’ i tanıtmak ve bu türkünün özelinde, Osmanlı İmparatorluğu’nun 1500’lü yılların sonlarından, 20 yüzyılın başına kadar, Yemen’ de verdiği mücadele ve bunun Anadolu’ ya yansıması konusunu işlemektedir.

YEMEN TÜRKÜSÜ KİME AİT?

1990’dan itibaren “Havada Bulut Yok” adıyla ünlenen türkünün Muş’a mı yoksa Elazığ’a ait bir türkü mü olduğu konusunda bir savaş yürüyor. TRT’nin kaynaklarına göre, 1944 yılında Anadolu’yu gezerek derlemeler yapan Muzaffer Sarısözen, Halil Bedii Yönetken ve Rıza Yetişen’ den oluşan ekip tarafından, Duriye Keskin adlı Muşlu bir mahalli sanatçıdan derlenen türküyü Muzaffer Sarısözen notaya geçirmiştir.

YEMEN TÜRKÜSÜ’NÜN SÖZLERİ

YEMEN TÜRKÜSÜ

Havada bulut yok bu ne dumandır

Mahlede ölüm yok bu ne figandır

Şu Yemen elleri ne de yamandır

Ano yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Muş’tur yolu yokuştur

Giden gelmiyor acep ne iştir

Kışlanın önünde redif sesi var

Bakın çantasında acep nesi var

Bir çift kundurayla bir de fesi var

Ano yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Huş’tur yolu yokuştur

Giden gelmiyor acep ne iştir

Kışlanın önünde çalınır sazlar

Ayağım yalnayak yüreğim sızlar

Yemene gidene ağlıyor kızlar

Ano yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Muş’tur yolu yokuştur

Giden gelmiyor acep ne iştir

Yöre: Muş

Kaynak kişi: Duriye Keskin

Derleyen-notaya alan: Muzaffer Sarısözen

Şemsettin Taşbilek Elazığlı bir araştırmacı ise türkünün 1936 tarihli Elaziz Halk Türküleri ve Oyunları adlı kitapta hem notalarıyla hem de orijinal metniyle Harput türküsü olarak yer aldığını ileri sürdü. Yazara göre kitap zamanın Elaziz Valisi Tevfik Gür başkanlığındaki Ferruh Arsunar, Sadi Günel ve Hafız Osman Öge’nin içinde yer aldığı Elaziz Halkevi 1936 yılı Sanat Komitesi’nce derlenmiş olup  İstanbul-Beyazıt Kütüphanesi’ nde 47950/5 numara ile kayıtlıydı.

Harput türküsüdür diyenler, “Burası Muş’tur, yolu yokuştur” şeklindeki nakaratta yer alan Muş ifadesinin aslında Yemen’de bulunan Huş veya Simuş adlı bir yerleşim yerinin adının, yanlış yazılması suretiyle kayıtlara geçtiğini, dolayısıyla nakarattan hareketle türküyü Muş’a mal etmenin yanlış olduğunu söylüyorlardı. Bu iddianın kaynağı ise yıllar önce Yemen’e bir seyahat yapmış olan ve güya burada Huş diye bir yer olduğunu öğrenen Barış Manço idi. Manço çok inandırıcı bulunmuş olmalı ki, TRT türkünün künyesini “Eski Türkçeyle yazılırken -h- harfinin  üstündeki nokta unutulmuş da onun için Muş, Huş olmuş.” diye düzeltti. Bu düzeltmeyi yapanların, Eski Türkçe bildikleri şüpheliydi, çünkü üzerinde nokta olan Hı harfinden nokta kaldırılınca M olmaz, Ha diye okunurdu. Bu kesime göre “zaten Muş’un yolu yokuş falan da değildi.” Tartışmaya Yücel Paşmakçı, Musa Eroğlu, Mehmet Özbek gibi halk müziği ustaları girdi. Bu kişiler haklı olarak “Burası Huş’tur” veya “Burası Simuş’tur” şeklindeki nakaratın, ancak türkü Yemen’de yakılmışsa manalı olacağını, o zaman da “Giden gelmiyor, acep ne iştir” sözünün anlamsız olacağını söylediler. Ayrıca Muşlular, “1950’li yıllara kadar Kurtik Dağı’nın yamaçlarındaydı. Bitlis’ten kaleye çıkan yol 45 derece eğimliydi” dediler. Sonunda Muş Valisi bir Mülkiye Müfettişine rapor bile hazırlattı. Rapora göre, türkü kesinlikle Muş’a aitti. Ancak müfettişin bu sonuca varırken kullandığı argûmanların bilimsel hiçbir yanı yoktu.  

 TÜRKÜLER HEPİMİZİNDİR

Türküler kimsenin malı değildir. Toplumun malıdır. Yazanı, yazıldığı tarih hatta tam olarak yazılış nedeni de bilinmez. Zaman içinde değişim gösterir, bazı kavramlar değişir, telaffuz farkları ortaya çıkar. Coğrafyadan coğrafya dolaşırken, içerik ve melodi değiştirir. Erik Jan Zürcher’in dediği gibi “Yemen türküleri adeta bir tür oluşturur ve özellikle Suriye, Filistin ve Mezopotamya’daki birlikler arasında çok benimsenir. En azından bir düzine Yemen türküsü vardır. (…) Bu türkülerde dile getirilen duyguların pek öyle çarpıcı bir orijinalliği yoktur ama çok şey anlatırlar. Bunlar kahramanlık ve yurtseverlik türküleri değildir. Yine bu türküler aynı dönemlerde Batı’daki cephelerde ortaya çıkan (…) popüler şarkılardaki inatçı kararlılığı da anlatmazlar. Bunlarda esas olarak dile getirilen, sıla hasreti, ümitsizlik, kötü kader ve kurban edilme duygusudur. Bu türküleri söyleyen insanların gözünde silahaltına alınma bir ölüm cezasıdır. Türküler aynı zamanda bir tevekkül atmosferini de canlandırırlar. Belki de Osmanlı askeri birliklerinde var olan görece yüksek moralin kökeni bu kaybedecek hiçbir şeyin olmadığı duygusundadır. Belki de onlara, o kerte üstün düşman güçleri karşısında, özellikle savunma durumunda, bu kadar iyi dövüşme yeteneğini veren budur.”

Özet Kaynakça: İnternet içerisinden, birçok site ve kitaptan ve kaynaklardan faydalanarak hazırladığım özet yemen yazısı, bilinen tarihe küçük bir mum yakmak içindir. Hiçbir maddi gelir için değildir. Adı geçen şahıs, kurum, kitap ve sitelere sonsuz teşekkür ederim.

Derleyen:Mehmet Ali TOPÇU

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın