KURBAN, KURBİYETTİR

KURBAN, KURBİYETTİR
Kurbiyet yakınlık, yaklaşma anlamındadır. Kurban bayramında fıkıha göre kesilmesi uygun görülen hayvanların Allah için kurban edilmesidir. Dinimize göre vacip, ya da sünnet kabul edilen bu ibadetin özü, senede bir defa da olsa zengin olanların, kurban satın alıp kesebilecek kadar mal varlığı olanların yerine getirdiği bir ibadettir.

Kurban kesmek ile Yaradana bir kurbiyet, yakınlık hisseder insan. Yaradanın bizim kurban ettiğimiz hayvanlara ve onların etine ihtiyacı yoktur elbette, insanlar arasında yakınlaşmayı, yoksullara yardım etmeyi, paylaşmayı sağlar bu ibadet.

Peygamberimiz de kestiği kurbanı üçe ayırarak, bir parçasını kurban kesemeyen, yoksul ve fakirlere verirmiş. Bir kısmını akraba ve hısımları ile tüketir, bir kısmını da aile fertlerine bırakırmış. İnsanlar bu sayede hem et yerler hemde aralarındaki dostluk ve kardeşlik bağlarını güçlendirir ler miş.

Yüz yıllardır süre gelen bu alışkanlık günümüze kadar devam edip gelmiş fakat, bazı anlayışlar bunu özünden yavaş yavaş uzaklaştırmaya başlamış. Örneğin bağış yaparak kurban kesmek, kestiği kurbanın etini kimseye vermemek, ya da çok az ve kötü yerlerinden vermek gibi. Kimine göre de hayvan katliamı olarak değerlendirilmektedir.

Özünde yapmamız gereken paylaşmayı, yoksulu sevindirmeyi esas almalıyız. Mümkün derece kendimiz, akraba eş dost ile birlikte kesmeliyiz kurbanımızı. Hem ibadetin amacına ulaşmış hem de vesile ile hasretlik gidermiş, çocuklarımız kaynaşmış olurlar. Artık bayramlar dışında insanlar, akrabalar birbirlerini görmez, aramaz, hatır sormaz oldular. İş ve görev ortamlarını bahane edip geliş gidişi ziyareti yok olma durumuna getirdiler. Bayramlar önce Anne baba akraba ziyaretleri, sonra buluşup görüşmediğimiz dost ve arkadaşlarımızı arayıp, hasret giderme, ortak mutluluklar yaşama zamanlarıdır, lakin bayram izinlerini fırsat bilip, tatil yapmaya,örf adet ve geleneklerimizi unutur olduk. En yakın akraba bağı olanların bile çocukları birbirine yabancı kaldılar. Akrabalık bağlarımız zayıflamaya yüz tuttu. Herkes bencilleşti, birbirini beğenmeme, kibirlenme, büyüklenmeye başladılar. Toplum olma bilincini kaybeder olduk. Eleştirdiğimiz şeyleri kendimiz de yapar olduk ve bu git gide bize normal gelmeye başladı. Bu millet olarak ne kadar büyük bir tehlikenin eşiğinde olduğumuzun işaretidir.

7,8 milyar nüfusa sahip Dünya da Türk milleti olarak, ulus varlığımıza öncelikle sahip çıkmalıyız, aksi takdirde zayıflayıp millet olma bilincini ve bağlarını kaybeder ve başka milletlerin boyunduruğu altına girmeye mahkum oluruz. Tarih bunun örnekleri ile doludur.

Netice olarak Bayramlarımızı ve milli günlerimizi kendi varlığımız, benliğimiz ve inancımız doğrultusunda yaşamalı ve nesillerimize yaşatmalıyız.
Nice Bayramlarımızı huzur ve mutluluk içinde, uzaktaki lerin kavuştuğu, yakınların buluştuğu günler olarak yaşamak dileğiyle.
Esenlikler dilerim.
M. Ali Topçu
02.07.2023

M.Ali TOPÇU tarafından yayımlandı

Kah gezerim eller gibi Kah eserim yeller gibi Alır başımı giderim Özgür kuşlar gibi I walk around like hands My work is like a wind I'll take my head Like free birds

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın