SIHHİYE KÖPRÜSÜ

SIHHİYE KÖPRÜSÜ


Şehirleri süsleyen, varlığı ve ismi ile tek başına temsil eden simge yapılar vardır. İsmini söylediğin zaman nerede olduğunu anlarsın, Kız kulesi, Kemeraltı, Konya altı, çifte minare vb. İsmi şehir ile özdeşmiştir bu tür yapıların. Adres belirtmek için konum alınan, buluşmak için verilen yerlerdir buralar, bir çoğu uzun tarih barındırır hafızasında, bir çok insandan yaşlıdır.
Sıhhiye köprüsü de bunlardan birisidir.Ankara ve Ankaralılar için önemli bir konuma sahiptir. Ülkenin belkide bir çok insanının hatıralarını süsler bu köprü. Konum olarak kritik bir noktasıdır Ankaranın.
Ankara da görev yaptığım zaman diliminde on yıl servis durağımız idi sıhhiye köprüsü. Köprü üstünde servisten iner Kızılay, Ulus, Cebeci, Tandoğan mevkilerine yürüyerek kolayca giderdik, dönüş için toplanma noktası idi yine bizim ve aileleriniz için.
Okula, dershaneye giden çocuklar, İzinden dönen askerler, çarşı alış verişini yapan hanımlar servis saati öncesinde gelirler, köprü altı mağazaları gezer, çay ocaklarında oturur güne dair sohbetler yapıp çaylarını yudumlarlardı.
Bu yıllar boyu böyle devam edegelmiş ve etmekte olan bir alışkanlık yada zorunluluktu.
Servis saati yaklaştımı köprünün her noktasından yavaş yavaş üstüne çıkıp toplanan insanlar, servis gelesiye kadar da burada devam ederlerdi sohbetlerine. Servisin gelmesi ile birlikte herkes koşturmaca bir şekilde ama askeri disiplin ile otururlar ve günün yorgunluğunun da verdiği bir ağırlık ile yaklaşık bir saate varan yolculuk süresince koltuklarında uyuklarlardı Lojman ve kışla bölgesine gelinceye kadar.
Bizim yaşadığımız,bizden önce görev yapanların yaşadığı ve halen de yaşanan bu sıradan olay insanların hatıralarında bir çok hadiseye yer vermiştir muhakkak.

Şimdi de Sıhhiye köprüsünün altından yada üstünden geçiyorum ama eski sıklıkla değil, yıllar gelip geçti ve emeklilik hayatımız başladı, geçerken hayalen 2000’li yıllara dalar giderim yaz ve kış, yağmur ve karlı günlerde burada servis beklerken yaşadıklarım aklıma gelir,hatıraları yad ederim zihnimde.
Kim bilir Sıhhiye köprüsü daha kaç kişinin hatıralarında yer edinecektir.
Bu düşünceler ile Sıhhiye köprüsünü şiirle anlatmak istedim, geçmişten geleceğe hatıraları ve yaşanmışları aktarmak düşüncesiyle bu mısraları yazıverdim bir anda.
M.Ali TOPÇU

SIHHIYE KÖPRÜSÜ

Ankara’nın ortasında Sıhhiye köprüsü
Kimine ayrılık kimine buluşma noktası
Geçip giden hayatlar ve ömür törpüsü
Sevgiliye bir demet çiçek, açılan bir hayat sayfası
…………………………….
Bir tarih barındırır bu köprü hafızasında
Ulus’a doğru bakarken, Abdi ipekçi parkı arkanda
Dili olsa da bir konuşsa şimdi size
Ne yaşanmış olaylar anlatır kim bilir bize
Bir durup dinlesen, bir kulak versen geçmişe
Acı tatlı ne sesler gelir kulağına
Gençlik parkından müziğin sesi
Abdi ipekçiden miting yapanların nefesi
Numuneye doğru son sürat giden cankurtaran
Gecenin karanlığını yırtarken siren sesi
Karışır kulağında sesler, simitçi, değnekçidir bağıran
Yada bir gençtir, kalabalıkta sevdiğini çağıran
……………………
Etrafı titretir yan taraftan geçen Tren
Bir korku salar içimize polis arabasından çalan siren
Uzundur yolu trenin, belki Halep, Şam
Son Sincan treni on ikide her akşam
…………………………….
Dil Tarih önünde toplanmış öğrenciler
Özgürlük dolu şarkılar söylüyor
Köprü üstü sıralanmış çevik polisler
An be an onları kaydediyor, izliyor
Abdi ipekçiden yankılanan bir ses
Haklıyız, hakkımızı sonuna kadar alacağız
Polis otosundan seslenir çok yıldızlı Komiser
Lütfen dağılın, yoksa müdahale yapacağız
Bayramlar olur kapatılır köprünün altı, üstü
Tören korteji geçer, hepsi birbirinden süslü
………………………….
Sıhhiye köprüsü can damarıdır Ankara’nın
Buluşma noktasıdır gelen garip gurabanın
Köprü üstü kalabalık, karınca topluluğuna benzer
Simitçisi, köftecisi, çakmakçısı nasibini bekler
Her yerde insan, bir memleket dokusu
Köprü altından yükselir, börek, kebap kokusu
Orada içilir çayların en güzeli soluklanasıya
İki dostla kısa muhabbetin beli kırılasıya
Altı üstü vızır vızır durmadan işler
Taksiler, otobüsler geçer durur üçer, beşer
Dolmuşçu bağırır, kalkıyor ümitköy, çayyolu
Tezgahtan gelir bir ses, çakmaklarım çok dolu
Kurtuluş cebeci karşı taraftan geçer abla
Sıralamış simitleri adam, lebaleb dolu tabla
……………………………….
Sabahı ayrı akşamı ayrı bir curcunadır burada
Gözünü açmazsan yem ederler kuşa, kurda
Bir koşuluk yoldur buradan Kızılay meydanı
Sıhhiye köprüsü kavuşturur her yanı
Burası öğrencinin, askerin buluştuğu yerdir
Kimine ekmek teknesi, kimine barınacak evdir
Burada yaşanmıştır, birçok mutluluk ve acılar
Geçmiştir mutlaka köprüden Ankara’ya gelen yolcular
…………………………………
Sıhhiye köprüsü yıllara meydan okuyor
Paslı demir perçinler, gelip gidene bakıyor
Dili olsa da bir anlatsa bize Sıhhiye köprüsü
Hatıralar da yer tutan, bitmeyen ömür törpüsü
Nice aşklar burada bitecek, burada başlayacaktır
Geçip giden insanlar yok olup gitse de
Sıhhiye köprüsü hep yaşayacaktır.

08.05.2021
Ankara

M.Ali TOPÇU tarafından yayımlandı

Kah gezerim eller gibi Kah eserim yeller gibi Alır başımı giderim Özgür kuşlar gibi I walk around like hands My work is like a wind I'll take my head Like free birds

Yorum bırakın

WordPress.com ile böyle bir site tasarlayın
Başlayın