İSİM ŞEHİR OYNADINIZ MI HİÇ?
Çocukluğumuzun en eğlenceli oyunu idi isim şehir oyunu.
Özellikle kış günlerinde misafirliğe gitmek çok yaygındı. Öyle randevu almak filan yok tabi ki, çat kapı gidilirdi. Aynı eve birden fazla aile misafir gidebilirdi, bu yetmiş ve seksenli yıllar için normal olan bir şeydi. Yadırganmazdı, bütün aileler için normal bir gelenek idi.
Köyümüze Elektrik yetmişli yılların sonuna doğru getirilmişti. Hatta her aile kendi bahçe ve arazisi içerisine denk gelen elektrik direkleri için kuyu kazmakla mükellefti. Bizim bahçe kenarına gelen elektrik direği için gerekli çukuru babam ile birlikte kazmıştık. Babam kazma ile kazıyor ben toprağı kuyunun içinden küçük teneke ile dışarı atıyordum, altı yedi yaşlarında olduğum için kuyu içine rahat girebiliyordum. Dün gibi gözümün önünde sanki.
Yetmişli yıllarda Elektrik daha yeni getirilmiş, kimsenin evinde televizyon yok radyo ise bazı evlerde var idi. Pil ile çalışan radyolar hacim olarak ta günümüze göre baya büyüktü. Büyüklerin rızası ile haber dinlemek için açılan radyolar, bazen TRT sanatçılarının türkü ve şarkılarını dinlemek için bir miktar daha açık kalır ve pili bitmesin diye kapatılırdı.
Misafirliğe gelen komşulara yazdan hazırlanıp depolanmış İğde, Armut, Elma, Ayva gibi meyveler ikram edilir, çay kahveler içilirdi. Mısır patlatmak en büyük gelenekti tabi ki. Tandır da ekmek yapılan sac üzerinde Anne ve ablaların patlattığı mısırlar yenirken, büyüklerin anlattığı hatıralar, hikâyeler pür dikkat dinlenirdi. İkram edilen ve günlük yediğimiz şeylerin hemen hemen tamamı kendi tarla ve bahçelerimizden yetişmiş ürünler idi.
Uzun kış gecelerinde misafirliklerde uzun sürerdi. Büyükler sohbeti koyulaştırır, küçükler ise kendilerine göre oyunlar oynarlardı. Dışarıda kar var ve Ay doğmuş ise mutlaka kartopu oynamaya çıkardık, kardan adamlar yapar, süslerdik. Günlerce ayakta kalırdı yaptığımız kardan adamlar. Dışarıda hava kötü ise kendi aramızda bildiğimiz oyunları oynardık. Bunlardan en çok oynadığımız oyunlar ise Fincana para saklama oyunu, Mani söyleme, Fıkra anlatma, Tura saklama, Basit matematik soruları sorma ve en meşhuru ise isim şehir oyunu idi.
Ders defterlerimizden birer sayfa koparır, oyunda nelerin olacağını kararlaştırırdık, bazen eşli bazen de dört beş kişi tek tek oynardık.
İsim, şehir, hayvan, bitki, ülke, başkentler, ünlü ismi vb. seçenekler ile yarışma hanelerini genişletirdik. Sıra ile bir harf söyler ve yarışmayı bekletirdik. İlk bitiren oyunu durdurur ve puanlamayı başlatırdı. Her oyun sonunda diğerlerinden farklı şey söyleyen daha fazla puan alır, toplam puan yazılır, bütün harfler ile yarışma yapılır ve oyun sonu puan toplamında birinci belli olur, önceden kararlaştırılmış ise ödülün ve kutlamalarında sahibi olurdu.
Alfabenin zor harfleri tabi ki ‘’J ve Ğ’’ idi oyun için, genellikle en son söylenir ve aynı cevaplar verilirdi. Jale, Japonya gibi. Büyükler biraz daha bilgili ve tecrübeli olduğu için çabuk cevap verirler, hak geçmesin diye de küçüklere kısa bir süreliğine Atlas kullanma izini verirlerdi. Arada oyuna Ebeveynler de karışır fısıltı halinde küçüklere kopya verirlerdi.
Bizim için bir öğrenme metodu idi bu yarışma, birçok Ülke, şehir, ilçe, başkent ve ünlü isimlerini bu oyunlarda öğrenmiştim. Büyükler bazen ünlü isimleri konusunda bizi kandırır, rast gele yazdıkları bir ismi siz bilmezsiniz çok ünlüdür diye bize yuttururlardı. Yarışmanın sosyal bilgiler veya coğrafya derslerinde çok faydasını gördüm. Kelime haznemizi, bilgimizi, kültürümüzü geliştiren sade masrafsız ve faydalı oyunlardı.
Bazen haritadan yer bulma oyunu oynardık, iki kişi veya iki takım halinde oynar, birimiz diğerine elindeki haritadan bir şehir veya kasaba ismi sorar ve süre tutar, belirlenen süre içerisinde söylenen yeri haritada bulamaz ise puanı soran taraf alırdı. Bu oyunda da haritada en ücra yerlerden veya haritanın en kalabalık bölgelerinden sorulur, karşı takımın işini zorlaştırırdık. Bazen çok zor olup bulmakta zorlanılan yerler için Kıta veya Bölge ismi ile ipucu verilirdi.
Bu yarışmalar sayesinde öğrendik Ülke ve şehirlerin isim ve yerlerini. Dünya ve ülke haritasını ezbere bilir duruma gelmiştik, sorulan yerlerin birçoğunu anında gösteriyorduk, adeta ezberlemiştik haritaları. Bu oyunlar hem eğlendiriyor hem de öğretiyordu bizleri. Derslerimize katkısı çok oluyordu. Yıllarca Coğrafya derslerinde faydasını gördüm bu oyunlar sayesinde öğrendiğim bilgilerin. Şuan bile Dünya ve Türkiye haritasını hayalen gözümün önüne getirip birçok ülke ve şehirlerin yerini kıta ve bölge olarak söyleyebilirim.
Yokluk ve fakirliğin olduğu fakat dostluk, arkadaşlık ve komşuluğun en güzelinin yaşandığı o yıllarda kendi oyuncaklarını yapan ve oyunlarını kuran çocuklar için en güzeli idi ‘’İsim, Şehir’’ oyunu.
Günümüzde de oynana bilecek hoşça vakit geçirilebilecek bir eğlence oyunudur bence, isterseniz bir deneyin, arkadaşlarınızla veya çocuklarınızla oynayın İsim, Şehir oyununu. Çok şey öğrenildiğine şahit olacaksınız.
Geriye dönmek mümkün olmasa da, geçmişi yaşamak, hatıraları yâd etmek ve gelecek nesillere aktarmak hepimiz için bir borç olsa gerek.
Selam ve saygılar ile esen kalın.
Mehmet Ali TOPÇU
2020- Ankara
