Maradona İtalya’nın en yoksul şehri Napoli’yi nasıl değiştirdi?Diego Maradona: Dünya 1984’te değişti. İtalya’da ise 1987’de yeni bir imparatorluk doğdu!Buenos Aires’in gecekondu mahallesinden çıkan bir çocuk 20’li yaşlarına geldiğinde dünyanın en pahalı futbolcusu olmuştu. Hem de İtalya’nın en yoksul şehirlerinden birine transfer olarak! 60 yaşında hayatını kaybeden Diego Maradona, İtalya’nın belki de inancına en bağlı olduğu bu şehirde yaşayanlar tarafından hala ‘Tanrı’ olarak görülüyor. Bu durum da sadece oynadığı futbol ya da kazandırdığı kupalarla açıklanmıyor. O, içinde politikanın da bulunduğu bir isyanın simgesiydi. Napolilerin deyişiyle: “1987’de diğer İtalya yenildi. Yeni bir imparatorluk doğdu”
Takvim yaprakları 10 Mayıs 1987’yi gösterdiğinde İtalyan antropolog Amalia Signorelli şöyle yazmıştı: Dünya değişti… Avrupa’nın en gürültülü, kaosun en bol olduğu şehir terk edildi…Haksız da değildi. O an Napoli’de bulunan bir turist, şehri ‘hayalet şehre’ benzetmişti. Peki herkes neredeydi? Tabii ki Maradona’nın karşılamasında!
Sessizlik bir süre sonra yerini kutlamalara bıraktı. Ama ne kutlama! John Foot’un gözlemlerine göre o anlar, tam olarak Napolitan karakterini yansıtıyordu: İroni, parodi, ürkütücü, müstehcen ve bolca küfür! Şehir mezarlığında bulunan bir duvar yazısı her şeyi özetliyordu: “Çocuklar! Neyi kaçırdığınızı bilmiyorsunuz!”
Napoli’nin ilk şampiyonluğu sadece futbol açısından bir kilometretaşı değildi, aynı zamanda sosyo-politik bir bağlamı da vardı. O dönemde İtalya’da bölgesel ve ayrılıkçı bir politika izleyen Lega Nord partisinin güney karşıtı siyaseti, İtalya’da oldukça kabul görüyordu. Maradonalı Napoli’nin başarısı, bu düzene de bir meydan okumaydı! Napoli’nin verdiği mesaj sadece futbolla sınırlı değildi: “Mayıs 1987’de diğer İtalya yenildi! Yeni bir imparatorluk doğdu!”
Napoli, 1986-87 sezonunda kuruluşundan 61 yıl sonra ilk kez şampiyonluğa ulaşırken mimarı da Diego Armando Maradona oldu. Arjantinli, Platinili Juventus’u, Van Bastenli Milan’ı, Matthauslu Inter’i ve Zicolu Udinese’yi alt etmeyi başardı. Bu hikaye dört yıl daha sürdü…
1988-89 sezonunda Napoli, tarihindeki ilk Avrupa zaferini de Maradona önderliğinde tadıyordu. Hem de Juventus, Bayern Münih ve Stuttgart’ı eleyerek! Bir sezon sonra da Serie A’yı kazanma başarısını tekrarladılar. Hem de futbolda devrim yaratan Arrigo Sacchi’nin Milan’ına rağmen! Sacchi’nin herkesi şaşkına çeviren meşhur ‘ofsayt taktiği’ bile Arjantinli’yi durduramadı!
Maradona ‘histerisi’ne kapılarak Napoli’nin kazandığı şampiyonluklarda diğer yıldızları unutmak kolaydır. 1986-87 sezonunda savunmada Giuseppe Bruscolotti, Moreno Ferrario, Alessandro Renica ve Ciro Ferrera, orta sahada ise Fernando De Napoli ve Salvatore Bagni ikilisiyle birlikte harika bir takıma dönüştüler.
Napoli’nin ilk şampiyonluğunda Ottavio Bianchi, ikincisinde ise Alberto Bigon’un önderliğinde toplanan bu futbolcular, bir şehre unutamayacakları yıllar yaşattı. Ama tüm bunlara rağmen bu takım, Maradona’nın takımıydı! Belki de sorun buydu… Arjantinlinin kişisel hayatı çalkantıya girdiğinde düşüş de başladı…
Dönemin ünlü gazetecilerinden Gianni Brera, Maradona’yı tasvir etmek için ‘İlahi kürtaj’ ifadesini kullansa da Napolililer için Arjantinli, Tanrı’dan farksızdı. Şehrin en yerinde motifleri bulunan Aziz San Gennaro’nun kollarında olduğu grafitiler bile yapıldı! Ama Napolililer bir şeyi unutuyordu: Maradona, insandı.
Birçok zararlı alışkanlığı, hatta uyuşturucu bağımlılığı vardı. Napoli’nin organize suç çetesi Camorra ile olan bağlantıları da eleştirilir hale gelmişti. Napoli bunları hasır altı etmek istese de çok başarılı olamadı. 1991 yılında Maradona, Bari maçının ardından teste girdiğinde kokain kullandığı ortaya çıktı ve 15 ay men cezası aldı. Ardından İspanya ve Arjantin’e dönüş maceraları başladı ancak onlar ayrı bir hikaye…
Şubat 2013’te bir adam bir balkonda aşağıda kendisine ‘tapan’ insanlara bakıyordu. Gülümsedi, el salladı ve aşağıdan yükselen tutku dolu havayı soludu. Bu, Vatikan’da cemaatine seslenen Papa değildi. Vatikan’dan 200 kilometre uzaklıktaki Napoli’de bulunan Royal Continental otelindeki Maradona’ydı!
Giuseppe Garibaldi, İtalya’yı 1861’de politik olarak birleştirmiş olsa da aradan geçen 159 yılda kültürel birleşmenin halen gerçekleştirilemediği düşünülüyor. Kuzeyde Milano, Torino ve Cenova’nın ticaret ve sanayi merkezleriyle İtalya’yı taşıdığı, güneyin ise yolsuzluk, suç ve işsizlikle onları geri çektiği görüşü benimseniyor.
Maradona’nın geldiği 1984 yılına kadar İtalya anakarasında bulunan hiçbir güney kulübü, şampiyonluğa ulaşamamıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana ise Milan, Torino ve Genoa’dan çıkan kulüpler, 39 şampiyonluğun 33’ünü elde etmişti. Güneydeki en büyük kulüp olan Napoli’nin ise sadece İtalyanların verdiği adla ‘çakma’ İtalya Kupası vardı.
Buenos Aires’teki yoksul bir ailede doğan Diego Maradona, başkentin banliyölerinden olan Villa Fiorito’da gecekonduda büyüdü. Anne, baba ve dört kardeşiyle küçücük bir eve sıkışmışlardı. Bu ailenin kaderi, Maradona’nın mucizevii yeteneklerine bağlıydı.
1984 yılında İtalya’nın ‘fakir’ kulübü, tarihin en yüksek bonservis bedelini ödeyerek suyun akışını değiştirmeyi amaçladı. Başarılı da oldu. 2013’te Maradona balkondan sevenlerini selamlarken uyuşturucu bağımlılığı ya da vergi kaçakçılığı gibi şeyler, hiçbir Napolilinin kafasında zerre kadar yer etmiyordu.
1980’deki yerel seçimlerde oy pusulalarına ‘Viva Maradona’ yazıldı, saçından bir parça yerel bir tapınakta güvenli şekilde korunuyor, yüzü Napoli’deki duvarların birçoğunu hala süslüyor. İşler o duruma gelmişti ki 1990 Dünya Kupası’nda ev sahibi İtalya ile yarı finalde, Napoli’de karşılaşan Arjantin deplasmanda değil kendi evindeydi! Çünkü stadı dolduran Napolililer, İtalya’yı değil, Arjantin’i destekliyordu!
Maradona bugüne kadar bile Napoli’yi ikinci evi olarak gördü ve “Onlar benim insanlarım ve her zaman kalbimde olacaklar” dedi. Bugün Napoli’de doğan ve Maradona’yı hiç canlı seyredememiş bir çocuk bile onu ‘ilah’ olarak benimsiyor. 25.11.2020 –
Çağatay Çelik
