KIBRIS HAREKATI’NIN KAHRAMAN PİLOTU CENGİZ TOPEL
8 Ağustos 1964’te Eskişehir’den Kıbrıs’a, F-100 uçağıyla yaptığı uçuş sırasında uçağı Yunan savaş gemisi tarafından düşürüldü. Peki, paraşütle atlayarak kurtulan ve Rumlara esir düşen savaş pilotu Cengiz Topel nasıl öldürüldü?

Olayların başlaması
1960 yılına kadar İngiliz idaresinde yaşayan Kıbrıslı rumlar 1931 yılından itibaren ENOSİS’i (Birleşme, Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması) gerçekleştirmek için isyan etmeye başlamışlardır.
1953 yılında Rumlar EOKA’yı (Kıbrıslılar’ın Millî Mücadele Örgütü) kurdular. 1 Nisan 1955’te yayımladıkları bildiriyle Türkleri ve İngilizleri adada istemediklerini ve düşman ilan ettiklerini açıkladılar.
BM, Kıbrıs’ta Rumlar ve Türkler arasında süren çatışmaları durdurmak için Birleşmiş Milletler Barış Gücü askerlerini, 14 Mart 1964 tarihinde Ada’ya gönderilir. BM’nin sorunu çözememesi ve Rumların Türklere karşı saldırılarını önlemek için Türkiye Cumhuriyeti Büyük Millet Meclisi, Garanti Anlaşması’nın 4. maddesine dayanarak, 16 Mart 1964 tarihinde, adaya müdahale kararı alır.
Rumların Türklere karşı yaptıkları saldırıları önlemek amacıyla Türk uçaklarının Kıbrıs semalarında uyarı uçuşu yapılmasına karar verilir.
Uyarı uçuşları için, 7 Ağustos 1964 tarihinde, Eskişehir’deki hava üssünden dört jet havalanır. Cengiz Topel dörtlü kol komutanı olarak kullandığı F-100 uçağıyla Kıbrıs semalarında uyarı uçuşu yaparken yerden yapılan bir saldırı ile uçağı düşürülür.
Cengiz Topel, paraşütle atlayarak Rum kontrolündeki bölgeye iner ve Rumlar tarafından esir alınır.
Esir pilotunu geri isteyen Türkiye, eğer pilot sağ salim teslim edilmezse intikam saldırılarına başlayacağını açıklar.

(ortadaki) Şehit Pilot Cengiz Topel
Rumlar Yüzbaşı Cengiz Topel’in hayatta olduğunu ve sorgulandığını bildirirler. Şehit pilotun cesedi beş gün sonra BM vasıtası ile Türk hükümetine teslim edilir.
Rumlar, Türk hükümetine pilota Kıbrıs’ta cenaze töreni yapılmamasını eğer yapılırsa cenazeyi çalacaklarını söyleyerek tehdit ederler.
Şehit yüzbaşı Cengiz Topel’in gördüğü işkenceler
Şehit yüzbaşının cesedini inceleyen Eşref Düşenkalkar’ın ifadesine göre, pilotun sol gözü oyulmuş, her iki kolunun pazusu matkapla delinmiş, edep yerleri ezilmiş, kafatasının sol tarafına bir beton çivisi çakılmıştı. Sol ayağı kırılmış, boğazından göbeğine kadar göğüsü yarılmış kalbi çıkarılarak öldürülmüştür. Ceset kalbi ve karaciğeri noksan olarak teslim edilmiştir. Ayrıca öldürüldükten sonra üzerine ateş edilmiş olduğu anlaşılmıştır.

Şehit pilot Cengiz Topel için Sultanahmet Camisi’nde cenaze töreni düzenlenmiş ve cenazesi Edirnekapı şehitliğine defnedilmiştir
‘FAETHON’ ADLI YUNAN SAVAŞ GEMİSİNİN SUBAYI DİMİTRİOS MİÇAÇOS, 1964’TEKİ O SAVAŞI ANLATTI.
Kıbrıs’ta, 1964’te şehit edilen Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in kullandığı uçağı düşüren Yunan savaş gemisinin harekat subayı D. Miçaços, “Bir uçak vurduk ve pilotu paraşütle atladı, ancak öteki yaralı halde Türkiye’ye dönmeyi başardı” dedi.
Kıbrıs’ta Dillirga bölgesinde 1964 yılının Ağustos ayında yaşanan çarpışmalarda pilot Yüzbaşı Cengiz Topel’in uçağını vuran uçaksavar ateşinin, Yunanistan’ın gizlice Ada’ya gönderdiği “Faethon” isimli savaş gemisinden açıldığı ortaya çıktı. Rum Fileleftheros gazetesi, “Faethon” gemisinin Yunan mürettebatından, o dönemde yaralanan ve büyük gizlilik içinde Yunanistan’a gönderilen Dimitrios Miçaços’un anlattıklarını yayımladı. Mesajlarının Rum Radyo Televizyon Kurumu (RİK) üzerinden gönderildiğini belirten Miçaçoş, gizli görev emriyle ilgili olarak özetle şunları kaydetti:
‘Sanki korsanlar gibiydik’
“Ben Yunan filosunda yaver ve harekat subayıydım. Bir gün komutan beni çağırdı ve beni Kıbrıs’ta gizli bir göreve seçtiğini söyledi. Pire’den bayraksız, ayırt edici işaret olmadan ayrıldık. Kıbrıs karasularına ulaşana kadar sinyal vermememiz emri vardı. Sanki korsanlar gibiydik… Üssümüz Girne’deydi. Gemikonağı’na ulaştığımızda yemek için karaya çıktık. Dışarı çıktığımda bir keşif uçağı gördüm. Bunu, savaş uçaklarının saldırısının takip edeceğini anladım. Gemiye döndüm, evli ve çocuklu olanlara isterlerse gidebileceklerini söyledim. Ben subay olarak kalıp savaşmak zorundaydım. Yalnız bir mermim vardı, çünkü diğer dördü mühimmat olarak yanlış verilmişti. Tek motorla süratle kaçmaya başladık. Saldırıdan kurtulmak için Amerikan bayrağı çekmiş yük gemileri gördüm. Uçaklar bizi vurdu. Mürettebattan ölenler oldu, ben de elimden yaralandım ancak yola devam etmeliydim. Mürettebata gemiyi terk etmesini emrettim. Bir uçak vurduk ve pilotu paraşütle atladı, ancak öteki yaralı halde Türkiye’ye dönmeyi başardı.”
‘Acaba doğru yapmadık mı?’
Miçaços’un elindeki yaranın çok ciddi olduğunu, hastaneye götürülerek müdahalede bulunulduğunu ve ardından Atina’ya gönderildiğini yazan gazete, Miçaços’un söylediklerini şöyle aktardı: “Daha sonra Atina’ya götürüldüm. Orada, gazetecilerin bulmaması ve olayın ortaya çıkmaması için kullanılmayan bir hastaneye kapattılar. Ancak orada tıbbi bakım yoktu, elim kangren oldu ve kestiler. Denizin içinde, insanın ne kadar vahşi olduğunu öğrendim.” Rum tarafına 1964’ten sonra ilk kez 2007’de gittiğini anlatan Miçaços, “İlk zamanlar bazı nedenlerle Yunanistan’dan Kıbrıs’a dönmeme izin vermediler. Faethon ölüleri asla tanınmadı. Yunanistan’da, asla anlamadığım nedenlerle o kişilerin fedakarlığı asla tanınmadı. Acaba doğru bir şey yapmadık mı? Acaba bunu yapmamalı mıydık diye soruyorum…”

Grafik: AA/Gözde Gültekinler