
Corona salgını ile, mücadele eden ABD, şimdi de ırkçılık ve polis şiddeti ile çalkalanıyor. Minnesota’da polis siyahi bir Amerikalıyı gözaltına aldığı sırada yaşamını yitirmesi ülkeyi karıştırdı. Ülkenin her yerinde olayı protesto eden göstericiler Floyd’un son sözlerine atıfla “Nefes alamıyorum” diyerek polisi protesto etti.

ABD, şimdi de ülkede yeniden hortlayan ırkçılık tartışmalarıyla karşı karşıya. Minnesota eyaletine bağlı Minneapolis kentinde, pazartesi günü siyahi bir vatandaşın(George Floyd – 46) polis şiddeti sonucu ölmesinin yankıları sürüyor. Yoldan geçen bir kişi tarafından cep telefonuna kaydedilen görüntülerde, elleri arkadan kelepçelenmiş olarak yüzüstü kaldırıma yatırılan George Floyd gözaltına alındığı sırada “Nefes alamıyorum” dediği duyuluyordu.
IRKÇILIK, Batı toplumunun tabiatına yerleşmiş müzmin marazlardandır. Tarihinin oluşum ve seyrini belirleyen temel unsurlardandır.
Irkçı Avrupalılara göre asil olunmaz, asil doğulur. Başka bir deyişle, Avrupalı olunmaz, Avrupalı doğulur. Onlara göre insanlığın en üstün, beyaz ve ari ırkı Avrupalılardır. Daha doğrusu Anglo – Saksonlar ve Cermenlerdir.
Bu çerçevede, İngiliz siyasetçi-diplomat Lord E. Baring Cromer’in (1841-1917) savunduğu görüşler, tam da buna işaret ediyor: İngilizler ve Almanlar, Avrupalı diğer uluslardan Fransızlar, Latinler ve yarı Asyalı Ruslara göre daha Avrupalı ve üstündür.
Sözüm ona medeni Batı’nın sicili bozuk tarihinden birkaç ırkçılık vakası sunarak, bu sapkın hastalıklı söylemlerin sosyal hayattaki yansımalarına kısa bir gezinti yapalım:

Batı’daki ırkçı saldırganlığı resmeden tarihi fotoğraflardan biri
1603’de Hugh Davis, Virginia’da bir zenci ile cinsel ilişkiye girerek vücudunu kirletmek ve kendini önce Tanrı katında sonra da Hıristiyanlar nazarında utanç içinde bırakmak suçlamasıyla kırbaçlandı.
1662’de Virginia Kolonisi, yeni bir kanun çıkartarak, zina suçunun cezasının zencilerle işlendiği takdirde iki kat olarak uygulanmasına karar verdi.
1664’te Maryland Eyaleti, beyazların ve özellikle beyaz kadınların zencilerle evlenmesini yasaklayan bir kanun çıkardı. Eğer beyaz bir kadın zenci bir erkekle evlenirse, kendisi de köleliği kabul etmiş olacak ve çocukları da köle sayılacaktı.
1691’de Virginia Kolonisi, her türlü ırk arasında evliliği yasaklayan başka bir kanun çıkardı. Buna göre herhangi bir beyaz kadın ya da erkek, bir zenci, melez ya da Kızılderili ile evlenirse, bir daha dönmemek üzere koloniden sürülecekti.

Göğüslerinde ‘Ben bir adamım’ sloganı yazılı tişörtlerle ırkçılığı reddeden bir grup Amerikalı ‘insan.’

1830 Amerika’sından kan dondurucu bir manzara: Çalışırken üründen yememesi için kafasına, ağız kısmı kapalı, demirden bir kafes takılan zenci bir köle.
1890-1905’de Belçika, Afrika’da Kongo’yu sömürgeleştirirken 10 milyon yerliyi katletti. Köle olmayı kabul etmeyenlerin ellerini ve ayaklarını hunharca kestirdi.

Belçika’nın Kongo’da köleleştirip adeta bir hayvan gibi boyunlarından zincirlediği zavallı insanlar
1908’in 26 Aralık’ında ABD’li Jack Johnson, Kanadalı Tommy Burns’u yenerek dünyanın ilk siyahi ağır sıklet boks şampiyonu oldu. Ancak ırkçı beyazlar onun bu zaferini bir türlü hazmedemediler ve görmezden geldiler.

Dünyanın ilk siyahi ağır sıklet boks şampiyonu ABD’li Jack Johnson
1948’de 54 yaşındaki George W. McLaurin, ilk Afro-Amerikan öğrenci olarak ABD’deki Oklahoma Üniversitesi’ne kabul edildi. Lakin ayrımcılığa maruz kaldı ve dersleri takip ederken beyaz öğrencilerden ayrı bir yerde oturmak zorunda bırakıldı.

George McLaurin, Oklahoma Üniversitesi’ne ilk kabul edilen Afro-Amerikan öğrenci olmasına rağmen ayrımcılığa uğramıştı
1954’de Dorothy Counts, beyazların lisesine kabul edilen ilk ABD’li siyahi öğrenci olarak tarihe geçti. Fakat beyazların aşağılamasına ancak 4 gün dayanabildi ve okuldan kaydını aldırmaya mecbur kaldı.

1954’te ABD’de liseye kabul edilen ilk siyahi öğrenci olan (solda) Dorothy Counts aşağılamalara daha fazla dayanamamıştı
1960’ın 14 Kasım’ında Ruby Bridges isimli Afrika kökenli cesur bir Amerikalı kız, eğitim için beyazların gittiği okula girdi. Buna tepki gösteren beyaz anne ve babalar kendi çocuklarını dışarı çıkardılar. Öyle ki bir kadın, tahta bir tabutun içine siyah bebek koydu ve onu protesto etti. Barbara Henry dışında tüm öğretmenler, siyah bir çocuğa ders vermeyi reddettiler.

Ruby Bridges beyazların gittiği okula güvenlik önlemleriyle girmeye çalıştığında büyük tepkiyle karşılaşmıştı
1994 yılında yazdığı Race Matters (Irk Önemlidir) başlıklı eseriyle, Amerika’da en çok satanlar listesine giren siyahi akademisyen Prof. Cornel West, başından geçen ilginç bir olaya kitabında şöyle yer veriyor:

Cornel West’in kitabı
William College’de ders verdiğim günlerin birinde polis tarafından arabam durduruldu. Kokain taşımakla suçlandım. Polise, Princeton Üniversitesi’nde profesör olduğumu söyledim.
Aldığım karşılık şöyle oldu:
“Evet evet, ben de uçan rahibeyim; hadi gidelim zenci!”
Kaynaklar:
1. Samir Amin, Eurocentrism, New York: Monthly Review Press, 1989, s.97.
2. George M. Fredrickson, White Supremacy: A Comparative Study in American and South African History, Oxford University Press, 1982, s.100, 102.
3. Cornel West, Race Matters, Vintage Boks, 1994.
4. Bülent Özdemir, Tarih Şahit Olsun, İstanbul, 2014, s.175-176.
5. http://www.zaferdergisi.com
M.Ali TOPÇU
Mayıs 2020