MUSTAFA KEMAL’İN ASKERİYİM, YÜRÜRÜM!
Plevne Gazisi Ahmet oğlu Yusuf’ın bir oğlu dünyaya gelmişti. Adını Hüseyin koymuşlardı. Atatürk’ten iki yaş küçüktür Hüseyin.Ereğli kestaneci köyünde doğup büyümüştür. I. Balkan Savaşı başladığında 28 yaşındadır. Orduya çağrılır. Babası dünya savaş tarihine geçmiş Plevne Müdafaası’nda cennetmekan Gazi Osman Paşa’yla birlikte savaşmıştır. 5 ay boyunca Plevne’yi destansı bir şekilde savunmuş ama o 5 ayda nasıl bir zorluk yaşadıysa artık oğlunun savaş görmesine gönlü razı olmamış, hatta bunun için 40 altın harcamıştır.

Hüseyin’in annesi: “Ben onun beşiğini sallarken oğlum beni şehit veya gazi anası yapacak diye ninniler söyledim, nasıl olurda savaşa göndermem!” diyerek karşı çıkmış. Sonra da oğlunun kafasını kınalamış, donuna üç altın koyarak savaşa göndermiştir.
O üç altın Hüseyin’e üç madalya ve üç kalkan olmuş. Balkan Savaşları, Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşına katılmış. Üçünden de sağ çıkmayı başarmış ve kendisine İstiklal Madalyası verilmiştir.
Hüseyin artık şanlı bir İstiklal Gazisi’dir. Hiçbir savaştan kaçmadığı için de soyadı olarak “Kaçmaz” soyadını almıştır. Annesinin vefakar tutumuyla Allah’a kurban etmek niyetiyle ateş çemberinin ortasına gönderdiği oğlu en uzun yaşayan Çanakkale Gazisi olmuştur. Çanakkale’deki en önemli şehitlik olan 57. Alay Şehitliğine heykeli dikilmiştir. Yaşadığı süre boyunca savaş günlerini, memleketin ne zorluklarla kazanıldığını, ne fedakarlıklarla bugünlere gelindiğini her yerde anlatmıştır.
1991 yılında 107 yaşındayken İngiltere’de Anzaklar için yapılan bir törene davet edilmişti. Oğluyla atlayıp İngiltere’ye gitti. Alana “Çanakkale Savaşı’nın en yaşlı gazisi” yazan zırhlı bir resmi araçla getirildi. Hüseyin Kaçmaz’a yoğun ilgi gösterilmesi üzerine oğlu Turgut Kaçmaz “Ne kadar ilgi gösteriyorlar değil mi baba?” diye sorduğunda Hüseyin Gazi: “Ah evlat ah! Onlar kendi milletlerinin menfaatleri için dünyayı soyuyorlar, bizdekiler ise kendi menfaatleri için milletimizi soyuyorlar. Ah evlat ah! Bu savaşlar bunun için yapılmadı. Bu insanlar boşuna şehit olmadılar.” demiş ve başını eğip bir şeyler daha mırıldanmıştı.
Törende 76 yıl önce çarpıştığı İngiliz, Yeni Zellandalı ve Avustralyalı gazilerle tanışma fırsatı bulmuştu. Tören programına göre 100 metrelik bir mesafeyi yürümesi gerekiyordu. Savaşa katılan tüm gaziler gibi kendisinden de tekerlekli sandalye ile tören alanından geçmesi istenmişti.
Ancak Hüseyin Gazi “Ben galip bir devletin askeriyim. Mustafa Kemal’in askeriyim, yürürüm.” diyerek buna karşı çıktı. Geçiş esnasında da bastonuyla izleyenleri selamlamış, ayakta alkışlanmıştı.
Akşam yapılan törende de kendisine konuşma yapma fırsatı verilmişti. Tercümandan söylediklerini harfiyen çevirmesini isteyerek, “Siz İngilizler öyle bir milletsiniz ki, yine yapacağınızı yaptınız! Analarımızın, bacılarımızın altınlarıyla, gözyaşı, göz nuru dökerek yaptıklarıyla bedelini ödediği iki gemimizi bize teslim etmediniz. Bunun karşılığında o gemilerle arkadaşlarınızı Çanakkale’ye gönderdiniz ve onlar Çanakkale’nin derin sularına gömüldüler. Şayet bizim gemilerimizi verseydiniz şimdi onlar da burada sizlerle beraber oturuyor olacaktı. Siz yine yapacağınızı yaptınız ama ilahi adaletten kaçamadınız.” dedi.

Salondakiler Gazi’ye bu içtenliği karşısında bir şeyler vermek, onun için bir şeyler yapmak istediler. Atatürk’ün Son Askeri hiçbir teklifi kabul etmedi. Sadece çok ısrarcı biri 10 paund uzatıp “Hiç olmazsa bunu anı olarak saklayın.” dedi. Hüseyin Kaçmaz bunu kırmadı ve parayı alıp ortasından yırtıp “Al, diğer yarısı da sende hatıra kalsın.” diyerek paranın yarısını İngiliz’e uzattı.
(Yusuf Düzgören)
Balkan ve Çanakkale savaşlarına katıldı.
Conkbayırı muharebesinde yaralandı, Gazi oldu.
Dumlupınar Meydan Savaşında kahramanlıklar gösterdi.
İstiklâl madalyası aldı.
Dünyanın yaşayan en yaşlı ve ve son Çanakkale Gazisiydi Hüseyin Kaçmaz.
10 Eylül 1994 yılında Kestaneci köyünde 110 yaşında hayata gözlerini yumdu.
“Son Gazi Hüseyin Kaçmaz Dedenin Çanakkale 57. Alay şehitliğinde anıt heykeli bulunmaktadır.”
